8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2017/14489 E. , 2020/1018 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı, paydaşı olduğu 497 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki muhdesatın kendisi tarafından meydana getirildiğini ileri sürerek, aidiyetinin tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı, paydaşı olduğu davaya konu taşınmazdaki yapının birlikte yapıldığını, bir katının da kendisi tarafından kullanıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, yapının kadastro tespitinden önce yapıldığı, hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, Dairece " ... davacının payını devretmiş olduğu anlaşıldığına ve pay devri göz önünde tutularak taraflar arasındaki ortaklığın giderilmesi davasının husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiğine göre, başlangıçta var olan hukuki yararın ortadan kalktığının, diğer bir anlatımla; güncel hukuki yararın bulunmadığının kabulü gerekir. O halde, güncel hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi ve avukatlık ücretinin ret nedeni göz önünde tutularak takdir ve tayin edilmesi gerekirken, kesin hüküm oluşturacak şekilde yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir ... " gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda güncel hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine dair verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Dava, muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir.
1.Dosya içeriğine, toplanan delillere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle bozma gereklerine uygun biçimde karar verildiğine göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine,
2.Davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazına gelince;
Davanın usulden reddine karar verildiğine göre, vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı lehine verilmesi gerekirken, takdir edilen vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı lehine karar verilmesi doğru değil ise de; anılan hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından, Mahkeme kararının düzeltilerek onanması uygun görülmüştür (HUMK mad. 438/7, HMK mad. 370/2).