8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2020/646 E. , 2020/1845 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın reddine dair kararın davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 26.11.209 tarihli ve 2016/17381 Esas, 2019/10569 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti.
Davalı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: K A R A R Davacı üçüncü kişi vekili, haczedilen mobilyaların mülkiyetinin vekil edenine ait olduğunu iddia ederek davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, borçlu ile davacı arasında kira ilişkisi bulunduğu, haczedilen yerin davacı tarafından depo olarak kullanıldığı, haciz mahallinde borçluya ait evrak bulunmadığı, bu nedenle mahcuzların davacı üçüncü kişiye ait olduğunun kabulü gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar hüküm ve gerekçe arasında çelişki oluşacak şekilde karar verilmiş; tashih şerhi ile hüküm bölümünün birinci fıkrasının davanın kabulü olarak düzeltilmesine karar verilmiştir.
Hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiş; Dairemizin 26.11.2019 tarihli ve 2016/17381 Esas, 2019/10569 Karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiş olup, onama kararına karşı davalı alacaklı vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulması üzerine dosya yeniden incelenmiştir. Dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Hükmün tashihini düzenleyen 6100 sayılı HMK’nin 304/1. maddesinde; "Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir" şeklinde düzenleme mevcuttur. Aynı Kanun'un 305. maddesinde ise; "(1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. (2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez" hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre ancak, açık olmayan veya çelişkili fıkraları kapsayan hükümlerin tavzihi istenebilir. Hakim verdiği hüküm ile bağlıdır. Hakimin, sonradan hükmün yanlış olduğu veya kararda eksik hususlar bulunduğu kanaatine ulaşsa bile, hüküm temyiz edilip bozulmadıkça veya yargılamanın iadesine karar verilmedikçe, verdiği kararı değiştiremeyeceği gibi, unutulan bir husus hakkında karara sonradan ekleme yapması veya bu konuda ek bir karar vermesi de mümkün değildir.
Somut olayda, Mahkemenin 27.06.2016 tarihinde yazılan gerekçeli kararının son paragrafı, "...davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur" şeklinde son bulduktan sonra; hüküm bölümünün birinci fıkrasında "Davanın reddine” karar verilmek suretiyle hüküm ve gerekçe arasında çelişki oluşturulmuş; Mahkemece 19.08.2016'da dosya yeniden ele alınarak; Mahkemenin; 27.06.2016 tarihli kararında maddi hata sonucu sehven hüküm fıkrasının reddine karar verildiği, karardaki maddi hatanın "Davanın kabulüne ile Silivri 1.
İcra Müdürlüğüne ait 2015/406 talimat sayılı takip dosyasındaki mahcuzlara ilişkin davacının istihkak iddiasının kabulüne" denmek suretiyle giderilmesine karar verilmiş ve davanın kabulüne ilişkin hüküm fıkrası tashih şerhi ile karara eklenmiştir. Ancak yukarıda değinilen yasal düzenlemeler gereğince, hüküm ve gerekçe arasındaki çelişkinin tashih şerhiyle giderilmesi mümkün değildir. Belirtilen nedenlerle hükmün bozulması gerekirken, onandığı anlaşıldığından, onama kararının kaldırılarak hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.