11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2019/3956 E. , 2020/2120 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Konya 1.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 28/11/2017 tarih ve 2013/456 E- 2017/1079 K. sayılı kararın davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 30/05/2019 tarih ve 2018/692 E- 2019/721 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin istediği zaman geri alabileceği karlı bir yatırıma dönüştürmek için davalılara ortaklık durum belgesi karşılığında para yatırdığını, ihtiyacı nedeniyle ödediği parasını talep ettiğini, sonraki bir tarihte ödeneceği sözü verildiğini ancak paranın ödenmediğini, taraflar arasında ortaklığın hukuken kabul edilemeyeceğini, davalıların belirsiz durum yaratarak çift kayıt tuttuklarını, hukuka aykırı olarak hisse senetlerini izinsiz halka arz ettiklerini, davalıların müvekkilinin alacağından sorumlu olduklarını ileri sürerek, taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi olmadığının tespitine, 20.004,30 Euro alacağın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, davacı ile davalılardan ...arasında herhangi bir hukuki ilişkinin mevcut olmadığını, davacının hile, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeye dayalı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, keza şirket ile ortaklar arasındaki davaların beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu sürenin de geçtiğini, davacının dayandığı ortaklık durum belgesi altındaki imzaların müvekkillerine ait olmadığından müvekkillerini bağlamayacağını, davacının müvekkili şirketlere ödediği bir bedel bulunmadığını, davacının müvekkili şirketin hisse senetlerini edinmek suretiyle müvekkili şirkette pay sahibi olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Diğer davalı ... ise usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafın hak düşürücü süre ve zaman aşımı def'inin yerinde olmadığı, davadan önce temerrüdün gerçekleşmediği, davalı tarafça dosyaya sunulan Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/75 Esas 2016/415 karar sayılı dosyasının iş bu dosya açısından kesin hüküm teşkil etmediği, davalı ...'ın davacı şirket yöneticisi olması nedeniyle sorumluluğunun bulunduğu gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulü ile davacının davalı Bera Holding A.Ş.'nin şirket ortağı olmadığının tespitine, 16.289,00 Euro'nun TBK'nın 99. maddesi gereğince fiili ödeme günündeki Merkez Bankasınca belirlenen efektif satış kuru üzerinden Türk Parası ile ödenmesi kaydıyla 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarından birinin 1 yıl vadeli Euro mevduat hesabına ödediği 24/12/2013 tarihinden itibaren döviz faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı şirket vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; ilk derece mahkemesince verilen karar kaldırılarak davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.