11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2019/3707 E. , 2020/2267 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/02/2018 tarih ve 2017/195 E. - 2018/70 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 18/04/2019 tarih ve 2018/1017 E. - 2019/481 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin 28.10.2015 tarihinde "DYNOMOSS auto check up" ibareli, 35, 37 ve 42.sınıf hizmetleri içeren marka tescil başvurusunda bulunduğunu, müvekkilince 2015/87360 kod numarası verilen başvuruya, "DYNOMOSS" ibaresinin kökeninin "DYNO" ibaresi olduğu, bu ibarenin de dinamometre ibaresinden geldiği, bu ürünün de döner bir makinanın çıkış kuvvetini ölçmede kullanılan yaygın isim olduğu, açıklanan sebeple ayırt ediciliğinin bulunmadığı, ticaret hayatında herkesin kullanımına açık, vasıf bildirici bir ibare olduğu gerekçesiyle 556 sayılı KHK'nın 7.maddesinin a,c ve d bentleri uyarınca başvurunun reddi için itirazda bulunulduğunu, itirazlarının önce Markalar Dairesi ve nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira işaretin marka olabilme vasfı olmadığını ileri sürerek, YİDK'in 2017-M-1881 sayılı kararının iptaline, davalı adına tescil edilen markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, başvuru konusu işaretin "DYNOMOSS auto check up" ibareli olduğunu, kapsamında yer alan hizmetlerle doğrudan ve spesifik bir ilişkisinin olmadığını, bütün olarak ayırt ediciliği olan, ticaret hayatında herkesin kullanımına açık bulunmayan ve vasıf bildirici olmayan marka olarak tescili mümkün bir işaret olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı TPMK vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru konusu ibarenin 556 sayılı KHK'nın 7/1-a,c ve d benteleri kapsamında tesciline engel bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, başvuru konusu işarette yer alan "DYNOMOSS" ibaresinin fantezi bir ibare olduğu, başvuru konusu "DYNOMOSS auto check up" ibaresinden müteşekkil işarette, münferit unsurlardan ziyade, işaretin bir bütün olarak bıraktığı genel intibâının nazara alındığında, kullanılacağı ürün ve hizmetler için marka olarak tescilinin mümkün bulunduğu, çünkü, anılan ürün ve hizmetlerin hiç birinin "DYNOMOSS auto check up" sözcüğü ile tanımlanmadığı, bu hâliyle başvuru konusu işaretin bütün olarak ayırt ediciliğinin bulunduğu, "DYNOMOSS auto check up" ibareli işaretin bir bütün olarak anılan ürün ve hizmetler doğrudan doğruya ve derhal bir niteliğini, cinsini ve çeşidini belirtmediği, adını hiç bildirmediği, aynı nedenle bir yanıltıcılık doğurmasının da olanaksız bulunduğu, markanın kapsamındaki ürün ve hizmetlerin adına, cinsine, vasfına veya tanımına uzak olması sebebiyle onları ortalama alıcıları nezdinde ayırt etmeyi sağladığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, “DYNOMOSS auto check-up" ibaresinin, 556 sayılı KHK’nın 5. maddesi anlamında marka olarak tescil edilebilecek bir işaret olduğu, bu nedenle aynı KHK'nın 7/1-a maddesi kapsamında bir tescil engelinin bulunmadığı, yine dava konusu başvurunun, tescili talep edilen hizmetler yönünden tanımlayıcı bir nitelik taşımadığı, dolayısıyla 556 sayılı KHK'nın 7/1-c maddesi koşullarının da somut olayda bulunmadığı, ayrıca 556 sayılı KHK'nın 7/1-d maddesi anlamında da bir tescil engelinin olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.