11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2019/5082 E. , 2020/2858 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/10/2017 tarih ve 2016/485 E- 2017/447 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 03/10/2019 tarih ve 2018/1478 E- 2019/948 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı kurum vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mustafa Ibrahim Adır tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 2008/55255, 2011/110606, 2000/04179, 2011/110596, 99/004862, 103490, 98/013222, 99/004781, 2001/05921, 2011/110650, 2011/110645, 2014/110653, 2011/110657, 2011/110663 sayılı ve "beyaz", "beyaz", "beyazim", "beyazım", "pinar beyaz", "pinar beyaz", "pinar beyaz", "pinar beyaz şekil", "pınar beyaz", "pınar beyaz", "pınar beyaz", "pınar beyaz", "pınar beyaz", "pınar beyaz ezineli" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “BEYAZ ALTIN” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2015/67251 kod numarasını alan başvuruya müvekkilinin itirazının, davalı TPMK YİDK’in 25.10.2016 tarih ve 2016-M-8623 sayılı kararı ile yerinde görülmeyerek reddedildiğini, oysa müvekkiline ait “Pınar” ve “Pınar Beyaz” markalarının tanınmış marka olarak kabul edildiğini, davalı başvurusu ile müvekkilinin “BEYAZ” markalarının ayırt edilemeyecek kadar aynı olduğunu, mal ve hizmet sınıflarının da aynı veya benzer bulunduğunu, davalının tescil talebinin, müvekkilinin markasının tanınmışlığından faydalanmak amacıyla kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, davaya konu YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir. Davalı kurum vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili, "Beyaz Altın" ibaresinin başlı başına altın üretiminde beyaz renge yakın çeşitli metallerin tamamlayıcı olarak kullanılmasıyla ortaya çıkan altının genel ismi olduğunu, bir bütün olarak algılanması gerektiğini, müvekkilinin Eskişehir’de faaliyet gösterdiğinden, orada çıkarılan lületaşının halk arasında "Beyaz Altın" olarak anılması nedeniyle marka olarak bu ismi seçtiklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı markası kapsamında kalan sınıflar açısından aynı/aynı tür mal/hizmetler tespit edilse de fonetik, görsel ve gıda açısından bir bütün halinde yapılan değerlendirilme sonucunda, taraf markalarının hem görsel olarak hem de telaffuz edildiğinde birbirinin aynı veya devamı olduğu intibaını uyandırmadığından, davalı başvurusu ile davacı markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı, 556 sayılı KHK’nın 8/3 ve 8/4 maddesinde yer alan koşulların davacı yararına oluşmadığı gibi davalı başvurusunun kötüniyetle yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacı yanın itirazına mesnet olarak gösterdiği markaların esas unsurunun “Beyaz” ibaresi olduğu, davalının "Beyaz Altın" ibareli marka tescil başvurusu ise her ne kadar bir isim tamlamasından ibaret olsa da markanın asıl unsurlarından birisinin de "Beyaz" ibaresi olduğu, iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde, işletmesel ilişkilendirme ihtimalinin de nazara alınması gerektiği, diğer bir deyişle ortalama tüketicilerin, iki farklı marka ile karşı karşıya kaldıklarını anlasalar bile bu iki markanın aynı işletmenin markaları olduğu izlenimine kapılmaları halinde de iltibas ihtimalinin varlığının kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle asıl unsurları aynı olan taraf marka işaretleri arasında iltibas tehlikesi bulunduğu, davalının marka tescil başvurusunun yapıldığı 29. sınıf ürünlerin tamamının, davacının itiraza mesnet markalarının kapsamında da aynen yer aldığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle, davanın kabulüne, davaya konu YİDK kararının iptaline ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınarak sicilden terkin edilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı kurum vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.