8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2016/13319 E. , 2020/2611 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi değerden reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, dava konusu 609 parsel sayılı taşınmazın vekil edenlerine ait olduğunu ancak kadastro çalışmaları sırasında davalı ölü ... mirasçıları adına tespit ve tescil edildiğini belirterek, TMK'nin 713/2. maddesinde düzenlenen bilinmeme şartlarının gerçekleşmesi sebebiyle dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile vekil edenleri adına hisseleri oranında tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden, "...kadastro tutanağındaki açıklamalara göre ... bilinmeyen kişi olmayıp tanınan ve bilinen kişi olduğu gibi ölü ... adına tescil edildiği... dosyadaki kayıtlardan mirasçıların kimler olduğunun tespit edilebileceği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, TMK'nin 713/2 maddesinde düzenlenen bilinmeme nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 320. maddesinin birinci fıkrasında “mümkün olan hallerde” mahkemenin tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verebileceği öngörülmüş, ancak “mümkün olan haller”in neler olduğu madde metninde sayılmamıştır. Bilindiği üzere; HMK’nin hukuki dinlenilme başlıklı 27. maddesi uyarınca; davanın tarafları, kendi haklarıyla bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu kapsamda kural olarak duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için Kanun'a uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. Hukuki dinlenme hakkının gereği olarak, taraflar duruşmaya çağrılmadan hüküm verilememesi, Anayasa'nın 36. maddesiyle düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının da en önemli unsurudur. Duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden karar verilmesi istisna olup ancak bu konuda kanuni dayanak bulunması halinde mümkündür. Eş deyişle; ancak hukukun izin verdiği ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz, delil tespiti, İcra ve İflas Kanunu'nun 17 ve 18’inci maddelerinde öngörülen şikâyet gibi iş ve işlemlerde dosya üzerinden karar verilebilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 320/1. maddesi hükmünün de bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Bu itibarla; Mahkemece, yargılamanın duruşma açılmak suretiyle yapılması gerekirken, değerlendirmede yanılgıya düşülerek dosya üzerinden karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Hüküm, bu nedenle bozulmalıdır.