(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2019/4718 E. , 2020/5098 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davacılar ile davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde duruşmalı temyiz eden davacılar vekilleri avukat ... Kılıçoğlu, avukat ... ile duruşmalı temyiz eden davalı Bilgöl Belediye Başkanlığı vekili avukat ...'nun gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davalı belediyenin 10.10.2006 tarihli encümen kararı ile 91 bağımsız bölümden oluşan Belediye İşhanı binasını satışa çıkarınca, ihale sonucu, aralarındaki iş ortaklığı sözleşmesi ile ... ve ... Kansu'ya 30, ...'ya 30 ve ...'a 40 hisse ait olmak üzere, 11.12.2006 tarihinde satın aldıklarını, KDV dahil 5.656.282 TL. bedelini ödediklerini, ancak ihale bedelinin ödeme şekline dair hususların ihale ilanında yer almaması nedeni ile 2.11.2006 tarihli ihale komisyonu kararının iptali için üçüncü kişi tarafından dava açılınca İdare Mahkemesi'nce ihale işleminin iptaline karar verilip, Danıştay tarafından onandığını, davalının açtığı tapu iptali ve tescil davalarının da kabulüne karar verilip kesinleştiğini ileri sürerek, fazla ilişkin hakları saklı kalarak taşınmazın tapu iptali ve tescil davalarının kesinleştiği tarih itibariyle rayiç değerleri ile tapu harcı, güçlendirme projesi, bakım, tamir, tadilat boya masrafları vs. toplam 6.000.000,00 TL'nin dava tarihinden ticari faizi ile ödetilmesini istemişler, ıslah ile taleplerini artırmışlardır. Davalı, davacıların ihale bedeli ile tapu harçlarını icra takibi ile talep ettiklerini, dava açmakta hukuki yararlarının bulunmadığını, rayiç bedel de talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini dilemiş, birleşen dava ile de, davacıların ihale tarihinden itibaren taşınmazlardan elde ettikleri gelirlerden şimdilik 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faizi ile ödetilmesini istemiş, anılan davanın sonradan tefrikine karar verilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak davanın kabulü ile, davacı ...'a 6.000.000,00 TL, davacı ...'ya 4.500.000,00 TL, davacı ...'ya 2.250.000,00 TL, davacı ...'ya 2.250.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacılara ayrı ayrı verilmesine, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, davacı ... için hüküm altına alınan 6.000.000,00 TL'nin 2.400.000,00 TL'sine dava tarihi olan 21/06/2013 tarihinden itibaren, 3.600.000,00 TL'sine ıslah tarihi olan 09/06/2014 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davacı ... için hüküm altına alınan 4.500.000,00 TL'nin 1.800.000,00 TL'sine dava tarihi olan 21/06/2013 tarihinden itibaren, 2.700.000,00 TL'sine ıslah tarihi olan 09/06/2014 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davacı ... için hüküm altına alınan 2.250.000,00 TL'nin 900.000,00 TL'sine dava tarihi olan 21/06/2013 tarihinden itibaren, 1.350.000,00 TL'sine ıslah tarihi olan 09/06/2014 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davacı ... için hüküm altına alınan 2.250.000,00 TL'nin 900.000,00 TL'sine dava tarihi olan 21/06/2013 tarihinden itibaren, 1.350.000,00 TL'sine ıslah tarihi olan 09/06/2014 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davacıların güçlendirme bedeli, proje bedeli, tamirat, tadilat bedeli yönünden taleplerini atiye bıraktığı anlaşıldığından bu talepler yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının tüm davacıların aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Davacılar, eldeki dava ile, tapuda davalı ... adına kayıtlı olan işhanını ihale ile satın alıp tapu devrinin verildiğini, ancak ihalenin davalı kusuru ile iptal edilmesi nedeni ile daha sonradan açılan davalar sonucunda adlarına olan tapu kayıtlarının iptal edildiğini ve böylece taşınmazların ellerinden çıktığını, davalı adına tescil edildiğini ileri sürerek, taşınmazın raiç değerinin tesbiti ile hisselerine düşen bedellerin tahsiline karar verilmesini istemişlerdir. Eldeki davada birden fazla davacı olup, davacılar hisselerine düşen bedeli talep ettiklerine göre, her bir davacı arasında ihtiyari dava arkadaşlığı söz konusudur. İhtiyari dava arkadaşlığının söz konusu olduğu durumlarda alacak tek bir dava ile istense de aslında her bir ihtiyari dava arkadaşı kadar dava söz konusudur. Bu nedenle, her bir davacı yönünden yargılama giderleri ve vekalet ücretinin ayrı ayrı hesaplanması gerekir. Somut olayda, davacıların davaları kabul edilmiş olmakla kabul edilen bu kısımlar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kendisini vekil ile temsil ettiren her bir davacı için ayrı ayrı vekalet ücretlerine hükmedilmesi gerekirken, alacak toplamı üzerinden tek vekalet ücretine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulmasını gerektirir. Ne var ki; bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK'un 538/7. maddesi gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm, davacıların sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün 5. maddesinin ikinci satırındaki ibarelerin çıkarılarak yerine “125.200,00 TL'nin davacı ...'a, 110.200,00 TL'nin davacı ...'ya, 83.950,00 TL'nin davacı ...'ya, 83.950 TL'nin davacı ...'ya verilmek üzere hesaplanan vekalet ücretinin davalıdan tahsiline" söz ve rakamlarının yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 2.540,00 TL. duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, aşağıda dökümü yazılan 768.487,50 TL kalan harcın temyiz eden davalıdan alınmasına, peşin alınan 44,40 TL. harcın istek halinde davacılara iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24/06/2020 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
Dava konusu 91 adet bağımsız bölümün bulunduğu, mülkiyeti davalıya ait işhanı davalı ... tarafından ihale yoluyla satışa çıkartılmış, davacılar tarafından toplam 5.656.082 TL bedel ödenerek satın alınmış, satış işlemi kesinleşerek taşınmazın davacılar adına tescili yapılmış, bilahare üçüncü kişi tarafından İdare Mahkemesine açılan dava sonucu satış işleminin iptaline karar verilmiş, bu karar Danıştay incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. Dairemizin 19/10/2017 tarih 2016/29027 Esas, 2017/9705 Karar sayılı bozma kararında "Davacılar eldeki dava ile, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğradığı zararın tazminini istemektedir." denildikten sonra, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, satışın geçerli olduğu kabul edilerek, davacıların, akdin ifasının imkansız hale geldiği tarihteki rayiç değeri isteyebilecekleri kabul edilmiştir. Oysa olayda, davalının satış akdini tek taraflı irade beyanı ile feshetmesi söz konusu değildir. Tescilin dayanağı olan ihale, davalı tarafından değil, üçüncü kişinin açtığı dava sonucu idare mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Burada davalının akdi feshettiğinden söz edilemez. Bu durumda taraflar ancak, birbirlerinden aldıklarını geri vermekle yükümlüdürler. Yani davacılar edindikleri taşınmazları, davalı da, aldığı satış bedelini geri vermekle yükümlüdür. Davalı, satış bedelini rayiç değer olarak değil, ancak denkleştirici ... ilkesine göre hesaplanacak bedel olarak vermekle mükelleftir. Ancak ilk derece mahkemesi bozma kararına uyduğundan, karar taraflar yönünden artık usuli kazanılmış hak oluşturmuştur. Bununla birlikte; davacıların, dava konusu taşınmazın rayiç bedelini isteyebilecekleri kabul edilse dahi, satış sözleşmesinin dayanağını oluşturan ihale feshedildiğine göre, davacılar da aldıklarını geri vermekle yükümlüdürler. Ancak, dava konusu taşınmaz içerisinde yer alan 25 adet bağımsız bölüm, davacılar tarafından satılarak mülkiyetleri üçüncü kişilere devredilmiştir. Davalı vekilinin aşamalardaki itirazına rağmen, davacılar tarafından satışı yapılan ve bu nedenle davacıların, üzerlerinde hiç bir tasarruf hakları kalmayan 25 adet bağımsız bölümün bedelinin de, diğer bağımsız bölümlerin bedeli ile birlikte davacılara iadesine karar verilmiştir. Bu husus aynı zamanda, davalının temyiz nedenleri arasında da yer almaktadır. Bu durumda davacıların, aynı bağımsız bölümler için hem üçüncü kişilerden satış bedeli, hem de davalıdan rayiç bedeli almak suretiyle sebepsiz olarak zenginleştikleri açıktır. Türk Borçlar Kanunu'nun 79/2. Maddesi "Zenginleşen, zenginleşmeyi iyi niyetli olmaksızın elden çıkarmışsa veya elden çıkarırken ileride geri vermek zorunda kalabileceğini hesaba katması gerekiyorsa, zenginleşenin tamamını geri vermekle yükümlüdür." şeklindeki düzenlemeyi içermektedir. Davalı tarafından açılan davalarda, taşınmazların davacıların iyiniyeti olmaksızın elden çıkarıldığı kabul edilerek, tapuların iptali ile davalı adına tesciline karar verildiğinden, davacılardan, bu taşınmazları geri vermesi istenemeyecek olmakla birlikte, bu taşınmazların bedelinin de iadesine karar verilmesi, TBK'nun 77. ve 79. Maddelerine açıkça aykırıdır. Yani davacılar, yukarıda değinildiği gibi, hem satış bedelini, hem de davalıdan ikinci kez bedelini almış olmaktadırlar. HMK'nun 166/4. Maddesine göre "Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğmuş olması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda bağlantı var sayılır." Böyle bir durumun varlığı halinde, davaların birlikte görülmesi gerekir. Davalı vekili, satışı yapılan taşınmazlardan davacıların kira vb. gelir elde ettikleri iddiasıyla ayrı bir dava açtıklarını, bu davanın önce ana dava ile birleştirildiğini, bilahare tefrik edildiğini, davaların birlikte görülmesi gerektiğini beyan ile birleştirme talebinde bulunmuştur. Talebin reddi usule aykırıdır. Bu gerekçelerle ilk derece mahkemesince verilen kararın bozulması gerektiği kanaatiyle, sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılmıyorum.