8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2019/1122 E. , 2020/4478 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Yıkım
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı dava dilekçesinde; kendisine ve davalılara ait parseller arasındaki çıkmaz yola ve malik olduğu 199 parsel sayılı taşınmaza davalıların tecavüz ettiğini belirterek elatmanın önlenmesini ve kal talep etmiştir. Davalılar, uzun yıllardan beri aynı şekilde kullandıklarını belirterek davnın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne 125 ada 420 parsel sayılı taşınmazda kayıtlı bulunan davalı ...'e ait taşınmazın harita mühendisleri bilirkişilerinin 19.08.2015 tarihli rapor ve ekli krokisinde F harfi ile gösterilen kargir dam olan davacının taşınmazı olan 125 ada 199 parsel sayılı taşınmaza 103,39 m2'lik tecavüzünün önlenmesine ve kal’ine, 125 ada 420 parsel sayılı taşınmazda kaylıt bulunan davalı ...'e ait taşınmazın harita mühendisleri bilirkişilerinin 19.08.2015 tarihli rapor ve ekli krokisinde G harfi ile gösterilen kargir depo olan davacının taşınmazı olan 125 ada 199 parsel sayılı taşınmaza 15,12 m2'lik tecavüzünün önlenmesine ve kal’ine, 125 ada 197 ve 421 parsel sayılı taşınmazlar maliki olan ...'e karşı açılan davanın reddine dair verilen karar, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, elatmanın önlenmesi ve kal talebine ilişkindir. 1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Somut olayda 19.08.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda F ve G harfliyle gösterilen ve davalı ... tarafından tecavüz edilen yerin kadastral yol olduğu belirtilmesine rağmen, davacının parseli gibi hüküm kurulması doğru değildir. Ne var ki bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 1086 sayılı HUMK'un 438/7. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.