8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2018/4867 E. , 2020/5074 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Yıkım ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, karar verilmesine yer olmadığına ve ecrimisil talebinin ise reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, müvekkilinin kayden maliki olduğu 613 parsel sayılı taşınmaza davalıların bağ ve asma dikmek suretiyle tecavüzde bulunduğunu ileri sürerek elatmanın önlenmesine ve muhdesatın kal’ine, toplam 6.500 TL ecrimisilin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, elatmanın önlenmesi ve kal talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebinin ise reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil istemine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden dava konusu 613 parsel sayılı taşınmaza davacı yanın, komşu 612 ve 964 parsel sayılı taşınmazlara da davalıların malik olduğu, fen bilirkişisi raporuna göre krokide (A) harfi ile belirtilen 1.775 metrekare alanın davalı 612 parsel yönünden ve (B) harfiyle 756 metrekare alanın ise davalı 964 parsel yönünden dava konusu taşınmaza tecavüzlü olduğu; mahkemece, tecavüz son bulduğu için elatmanın önlenmesi ve kal talebi konusuz kaldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, taraflar taşınmazları kadastro tespitinden sonra teslim aldıkları sınırlar dahilinde kullandıkları, davalıların kötü niyetli olmadıkları gerekçesiyle ecrimisil talebinin reddine karar verildiği sabittir. Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Buradaki kötüniyetli zilyetlik malikini rızası ve muvafakati olmadan ve haklı bir sebebe dayanmadan sürdürülen zilyetliktir. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar ) ecrimisilin kapsamını belirler. Türk Medeni Kanunu'nun 683.maddesi gereğince bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Somut olayda, davalının haklı sebebe dayalı zilyetliği bulunmaması sebebiyle mülkiyete üstünlük tanınmak suretiyle Dairemiz ve Yargıtay uygulamaları doğrultusunda hesaplanacak ecrimisile hükmedilmesi gerekirken ecrimisil talebinin reddine karar verilmesi doğru değildir.