Hukuk Genel Kurulu
Hukuk Genel Kurulu 2011/13-625 E. , 2012/27 K.TEMYİZ EDEBİLİRLİK SINIRI
İSTİRDAT DAVASI
HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) (1086) Madde 427
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Geçici Madde 3
KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU (3065) Madde 8
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, haksız ödendiği iddiası ile gecikme cezası, faiz ve KDV bedelinin istirdadı istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, 5.568,85-YTL gecikme zammı, 1.127,70-TL işlemiş faiz ve 1.205,38-TL tutarında KDV bedeli olmak üzere toplamda 7.901,93-TL’nin tahsilini istemiştir. Mahkemece, davalı Çevre ve Orman Bakanlığı aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddine, davalı Orman Genel Müdürlüğü hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiştir. Orman Genel Müdürlüğünce temyiz edilmesi üzerine; karar, Özel Daire tarafından sadece 1.205,38-TL’lik, KDV alacağına ilişkin olarak bozulmuştur. Yerel mahkemece; önceki kararda direnilmiş; hükmü davalı Orman Genel Müdürlüğü vekili temyiz etmiştir.
Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında; işin esasına girilmeden önce, bozma ve direnme kararları ile davalı vekilinin temyiz dilekçesinin kapsamı ve hükme konu miktar ve karar tarihi itibariyle, 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HUMK)’nun 427.maddesi gereğince, direnme kararının temyiz incelemesinin yapılıp yapılamayacağı hususu ön sorun olarak ele alınmış ve iki başlık altında tartışılmıştır.
1.Mahkemece ilk kararda kabul edilen ve bozma konusu edilmeyen, “Gecikme Cezası” ve “Faiz”e ilişkin hükme direnmede de yer verilmesi nedeniyle davalının bu yönlere ilişkin temyizine yönelik irdelemede;
Her ne kadar, dava dilekçesindeki talep miktarının toplamda 7.903,93.TL olup, mahkemece ilk kararda bu miktar yönünden kabul kararı verildiği, ancak davalının temyizi üzerine Özel Daire’ce sadece 1.205,38-TL, KDV bedeli yönünden kararın bozulduğu; mahkemece, direnme kararında ise bozma kapsamı dışında bırakılan kısım yönünden kesinleştiğine dair herhangi bir gerekçe oluşturulmaksızın, talep konusunun tamamı üzerinden yeniden hüküm kurulup, bu miktar üzerinden vekalet ücreti ile harcın hesaplandığı; davalının temyizinin mahkemece kabule karar verilen 7.901,32 TL’ye ilişkin olduğu; miktar itibari ile temyiz sınırının mahkemenin bu kabulü dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği; bu olgular karşısında kararın miktar itibari ile temyiz inceleme sınırının üzerinde olduğundan, işin esasının incelenmesi gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de; çoğunlukça mahkemenin ilk kararında Özel Dairenin bozma kararı kapsamı dışında bırakılan gecikme cezası ve faize ilişkin kısmın kesinleştiği, direnme kararında mahkemece bu yönde tekrar hüküm oluşturulmuş olmasının temyiz incelemesine tabi yeni bir hüküm niteliğinde bulunmadığı gerekçesi ile bu görüş kabul edilmemiştir.
2.Davalının KDV’ne ilişkin temyizine gelince;
Hemen belirtmelidir ki, direnme kararı da dahil olmak üzere, Yerel Mahkemelerce kurulan hükümlerin temyizinin ve temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay Daireleri ya da Hukuk Genel Kurulu’nca verilen kararlara karşı karar düzeltme yoluna gidilmesinin mümkün olup olmadığı belirlenirken; temyiz ya da karar düzeltme istemi hangi karara yönelik ise, o karar tarihinde yürürlükte olan Kanun hükmü esas alınmalıdır.
Bilindiği üzere, 21.7.2004 gün ve 25529 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak, öngördüğü istisnalar dışındaki hükümleri yayım tarihinde yürürlüğe giren, 14.7.2004 tarih ve 5219 sayılı “Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”; yürürlük tarihinden sonra Yerel Mahkemelerce verilen hükümler yönünden 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427. maddesindeki temyiz (kesinlik) sınırını bir milyar TL. olarak değiştirmiştir. Sonraki yıllarda 5219 ve 5236 sayılı Kanunlarda öngörülen katsayılar çerçevesinde miktarlar giderek artmıştır. Buna göre, 01.01.2011 tarihinden 31.12.2011 tarihine kadar katsayı artışı sonucu uygulanması gereken kesinlik (temyiz edilebilirlik sınırı) "1.540,00 TL"dir.
Eldeki davada, temyiz istemine konu direnme kararının verildiği 17.03.2011 tarihinde, 5219 ve 5236 Sayılı Kanunlar gereği temyiz(kesinlik) sınırını 1.540,00 TL olarak değiştiren hükmü yürürlükte bulunduğuna ve müddeabbih 1.269,00 TL olup, bu sınırın altında kalmakla kesin olduğuna göre, anılan karara karşı temyiz yoluna gidilmesi, miktar itibariyle mümkün değildir. Hal böyle olunca, davalı Orman Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz dilekçesinin reddi gerekir. S O N U Ç : Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenle davalı Orman Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, 01.02.2012 gününde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY YAZISI
Temyiz olunan karar mahkemenin (7.901,93) TL'nin davalıdan tahsiline ve bu miktar üzerinden vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesine ilişkindir. Her ne kadar Yüksek Özel Dairece ilk kararda mümeyyiz davalının sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş ve karar sadece KDV yönünden bozulmuş ve yerel mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık, bu aşamada KDV ile ilgili ve bu alacak kalemi miktar itibariyle temyiz sınırı altında kalmakta ise de, mahkemece usule aykırı olarak onanmış sayılan bölüm ile ilgili olarak da karar verilmiş ve tüm tutar üzerinden ücreti vekalete hükmedilmiş bulunduğundan karar temyizi kabil bir karardır. Yüksek Hukuk Geney Kurulunca mümeyyiz davalının temyiz itirazlarının incelenmesi KDV ile ilgili Özel Daire bozmasının değerlendirilmesi ve mahkeme kararının her halukârda kesinleşen kısım ile ilgili olarak "yeniden hüküm kurulması ve alacağın tamamı üzerinden ücreti vekalete hükmedilmesi yanlıştır" şeklinde bozma kararı veya düzeltilerek onama kararı verilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun temyiz isteminin miktar yönünden reddine ilişkin kararına karşıyım.