14. Hukuk Dairesi
14. Hukuk Dairesi 2013/10531 E. , 2013/12248 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 14.11.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil ile yol olarak sınırlandırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.10.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, kadastro tespiti sırasında kadim köy yolunun davalılara ait 147 ada 13 parsel sayılı taşınmaza katılmak suretiyle tespit edildiğini ileri sürerek, bu kısmın tapu kaydının iptali ile yol olarak sınırlandırılmasını istemiştir. Davalı ..., davanın reddini savunmuş, diğer davalılar cevap dilekçesi vermemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne, 147 ada 13 parsel sayılı taşınmazın 17.07.2012 tarihli bilirkişi raporunda (C) ile işaretli kısmının tapu kaydının iptali ile yol olarak tapu kaydına tesciline karar verilmiştir.
Karar, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca yol, meydan, köprü gibi orta malları tapuya bağlanmaz, haritasında gösterilmekle yetinilir. Mahkemece, çekişmeli yerin kadim yol olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve soruşturma hüküm kurmaya yeterli değildir.
Çekişmeli yerin yol olup olmadığının saptanabilmesi için öncelikle dava konusu taşınmaz ile çevreleyen tüm taşınmazların kadastro tutanak ve dayanakları ile dava konusu taşınmazın bulunduğu yeri gösterir kadastro tarihinden önce çekilmiş hava fotoğrafları getirtilmeli, usulünce seçilecek mahalli bilirkişi ve fen bilirkişileri aracılığı ile mahallinde yeniden keşif yapılarak dava konusu taşınmaz ile çevre taşınmazların dayanak kayıtları mahalli bilirkişilerden sorulmak suretiyle uygulanmalı, bu kayıtların dava konusu yeri ne olarak okuduğu belirlenmeli, ayrıca hava fotoğrafları zemine uygulanarak çekişmeli yerin evveliyatının yol olup olmadığı kesin olarak saptanmalı, teknik bilirkişilerden bu hususta denetime elverişle rapor alınmalı, böylelikle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Açıklanan bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve soruşturma ile davanın reddi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca çekişmeli alanın haritasında gösterilmekle yetinilmesine karar vermek gerekirken tapu kaydına tesciline de karar verilmesi doğru görülmemiştir.