8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2019/505 E. , 2021/2304 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi ve Ecrimisil
MAHKEMESİ : Bursa 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Bursa 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.04.2018 tarihli ve 2017/729 Esas, 2018/354 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili; vekil edenin 168 ada 19 parselde kayıtlı bulunan taşınmazın 1/3 hisse ile maliki olan eşi ...'dan 08.07.2011 tarihinde hissesini devraldığını, taşınmazın üç katlı olup bodrum ve terasının mevcut olduğunu, taşınmazın üç hissedarı arasında imzalanan 02.02.2010 tarihli sözleşmeye göre vekil edenin 2. katın maliki olduğunu ve bodrum ve terasın da ortak alan olduğunu, ancak 2. katta bulunan daireyi vekil edenin eşinin kardeşi olan davalının, kiracılık sıfatı olmaksızın fuzuli işgal olarak kullanmakta olduğunu belirterek taşınmazın aylık kira bedelinin ortalama olarak 600,00 TL olduğunu belirterek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla davalının haksız kullanımından kaynaklanan 08.07.2011-08.05.2015 tarih aralığına ilişkin olarak 3.600,00 TL ecrimisil bedelinin davalıdan tahsiline, davalının dava konusu taşınmaza müdahalesinin men'ine ve bahse konu taşınmazın müvekkiline teslimine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 17.06.2015 tarihli cevaba cevap dilekçesinde zemin ve üst katlar olarak belirlendiği belirterek taşınmazın 3. katına ilişkin talepte bulunduğunu beyan etmiştir. Davalı vekili; davacı tarafın temel dayanağı olan 02.02.2010 tarihli protokol ile fiili durumun örtüşmediğini, davalının yapının 3. katına malik olduğunu ve bu durumun protokolde sehven 2. kat olarak yazılmış olduğunu, davalının protokolün düzenlenmesinden yaklaşık on yıl önce resmi kurumlar tarafından düzenlenmiş belgelerde de anlaşılacağı üzere davalının 3. katta malik ve oturmakta olduğunun gözükeceğini, davalının 15 yılı aşkın süredir üçüncü katta oturan ve bu katın maliki olan davalıya karşı açılan davanın haksız ve yersiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerine ilişkindir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan delillerden; dava konusu 168 ada 19 parsel sayılı, arsa niteliğinde taşınmazın 1/3 hissesinin davalı ..., 1/3 hissesinin davacı ..., 1/3 hissesinin ... adına kayıtlı olduğu, dava konusu taşınmaza ilişkin pay malikleri ..., ... ve ... tarafından yapılan 02.02.2010 tarihli protokolde arsa üzerinde üç katlı ev bulunduğu, arsanın tapusunun ... adına kayıtlı olduğu, arsaya diğer iki şahsın da ortak olduğunu, tapuda işlemlerin mevcut evin birinci katın ..., ikinci katın ..., üçüncü katın ... şekilde yapılacağı, bodrum ve terasının beraber kullanacağı, taraflar izinsiz olarak bu yerlerde bir işlem yapmayacakları, taraflar arsa üzerindeki bina ile ilgili olarak bu şekilde anlaştıklarının kararlaştırıldığı, prokotol yapıldığı tarihten sonra kayıt maliki ... taşınmazın 1/3'er hissesini 03.02.2011 tarihinde ...'ya ve ...'ya sattığı, ...'nın da hissesini davacı ...'ya 08.07.2011 tarihinde satarak devrettiği, dinlenen davalı tanıkları, birinci katın boş olduğunu, ikinci katta ..., davalı ...'in 3. katta oturduğunu, bina yapılırken davalı ...'in önce birinci katta oturduğunu, sonra ikinci kat yapılınca bu katta oturduğunu, üçüncü kat yapılınca üçüncü kata taşınarak burada oturduğunu ifade ettikleri, davacı tanığı ..., taraflar arasındaki 02.02.2010 tarihli protokolü kendisinin yazdığını, tarafların üçünün de imzaladığını, dava konusu üç katlı binaya ilişkin tapu iptali tescil davası açtığını, bu protokol uyarınca da davadan vazgeçildiğini, davalıların da tapuda gidip hissedar olduğunu, protokol düzenlenirken tarafların rızalarının bu yönde olduğunu beyan ettiği, bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın ecrimisil talebine ilişkin olarak 08.07.2011-08.05.2015 tarih aralığına ilişkin toplam talep edilebilecek ecrimisil bedelinin 17.514,00 TL olarak belirlendiği anlaşılmıştır. Mahkemece, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil talebinin yapılan protokolde davacının taraf olmadığı, davacının eşi olan ...'nın taraf olduğu, üç katlı binada üçüncü katta davalının 1996 yılından beri fiilen oturduğu, protokolden sonraki yıllarda da yine davalının 3. katta oturmaya devam ettiği, protokolü imzalayan kişiler tarafından buna yönelik herhangi bir itirazda bulunulmadığı, dava konusu taşınmazda kat mülkiyetinin kurulu olmadığı, bu nedenle fiili kullanım şeklinin mülkiyetin belirlenmesinde etkili olacağı, protokolde kat numaralarının yanlış yazılma ihtimalinin ağır bastığı yazılı gerekçeyle reddine karar verilmiş ise de yapılan değerlendirme dosya kapsamıyla örtüşmediği gibi, delillerin yanılgılı değerlendirilmesiyle varılan sonuç, yerleşik ilke ve esaslara da aykırı olmuştur. Dava konusu edilen taşınmaz için 02.02.2010 tarihli protokolde arsa üzerinde üç katlı evin birinci katın ..., ikinci katın ..., üçüncü katın ... şekilde yapılacağı kararlaştırılmış olup, yapılan protokole istinaden ... ve ...'nın taşınmazda 03.02.2011 tarihinde pay maliki olduğu, ...'nın hissesini 08.07.2011 tarihinde satarak devrettiği, davacının taşınmazda bu şekilde paydaş olduğu, dosya kapsamından dava konusu edilen üçüncü katın davalının kullanımda olduğu, protokole konu binanın üç katlı olup, üçüncü katının davacının pay satın aldığı dava dışı ...'ya ait olduğunun kararlaştırıldığı, dinlenen davalı tanıklarının beyanlarında protokolde kat numaralarının yanlış yazıldığına ilişkin bir anlatım bulunmadığı, davacı tanığı ise, protokol düzenlenirken tarafların rızaları doğrultusunda hareket edildiğini beyan ettiği, davacı 08.07.2011 tarihinde taşınmazda pay maliki olduktan sonra 23.05.2012 tarihinde davalıya karşı dava konusu taşınmaza ilişkin kira bedeli istemli icra takibi başlattığı, davacının taşınmazı edinme tarihi, sonrasında davalının kullanımına ilişkin icra takibi başlatması hususları birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafın bu kullanıma zımni muvafakatı olduğu yönünde kabulün hatalı olduğu gözetilerek elatmanın önlenmesi ve ecrimisil talepleri yönünden kabul kararı verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde davanın reddine dair hüküm tesis edilmesi hatalı olmuştur.