8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2019/4097 E. , 2021/4159 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Kastamonu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Kastamonu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.02.2018 tarihli ve 2017/80 Esas, 2018/86 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile dava konusu muhdesatın zemin katının 1/2'si ile birinci katının davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince davalı vekilinin birinci kata ilişkin istinaf başvurusunun reddine, zemin kata ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile dava konusu muhdesatın birinci katının davacı tarafından yapıldığının tespitine, zemin kata ilişkin davanın reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez taraf vekillerinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı vekili, tarafların paydaş oldukları 346 ada 15 parsel sayılı taşınmaza ilişkin ortaklığın giderilmesi davasının derdest olduğunu, taşınmaz üzerinde bulunan iki katlı evin müvekkili tarafından yapıldığını öne sürerek taşınmaz üzerinde bulunan yapının müvekkiline ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin babasına ait eski evin malzemeleri sökülerek davacı ile müvekkili tarafından yeni ev yapıldığını, davacının kötüniyetli olduğunu açıklayarak, davanın reddini savunmuştur
İlk Derece Mahkemesince; hükme esas alınan tanık beyanları uyarınca, taşınmaz üzerinde bulunan dava konusu binanın zemin katının taraflarca birlikte inşa edildiğinin, birinci katının ise davacı tarafından meydana getirildiğinin sabit olduğu gerekçesi ile, dava konusu binanın zemin katının 1/2 oranındaki kısmı ile birinci katının tamamının davacı tarafından yapıldığının ve davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu taşınmazda tarafların 1/2 oranında paydaş oldukları, taşınmaz üzerindeki mevcut binanın zemin katının eski olduğu, taşınmaz üzerinde bulunan yapının zemin katını davacı ve davalının birlikte inşa ettikleri, birinci katını ise kendisine babadan kalan ve paylaştıkları bir kısım malzemeyi de kullanmak suretiyle davacının inşa ettiğinin sabit olduğu, davaya konu muhdesatın birinci katının tamamının davacı tarafından yapıldığı ve davacıya ait olduğunun anlaşıldığı, davalı vekilinin birinci kata yönelik istinaf başvuru isteğinin yerinde olmadığı, zemin kata ilişkin istinaf isteği yönünden ise, TMK'nin 684. maddesinde; "Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur" hükmünün düzenlendiği, Mahkemece taşınmaz üzerinde yer alan binanın zemin katının 1/2 oranındaki kısmının davacı tarafından yapıldığı ve davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmiş ise de; taşınmazda tarafların paydaş oldukları ve anılan zemin katı birlikte yaptıkları dosya kapsamı ile sabit olduğundan binanın zemin katına yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesi ile "...davalı ... vekilinin istinaf kanun yolu başvurusu yerinde görüldüğünden kabulüne, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/(1)-b.2 maddesi gereğince, Kastamonu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 21.02.2018 tarihli ve 2017/80 Esas, 2018/86 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; Kastamonu İli, İhsangazi İlçesi, Obruk Köyü, 346 ada 15 parsel numaralı 372,04 m2 yüzölçümlü kargir ev ve arsa vasıflı taşınmaz üzerinde bulunan binanın 1. katının tamamının davacı tarafından yapıldığının tespitine, Kastamonu İli, İhsangazi İlçesi, Obruk Köyü, 346 ada 15 parsel numaralı 372,04 m2 yüzölçümlü kargir ev ve arsa vasıflı taşınmaz üzerinde bulunan binanın zemin katına yönelik davanın reddine, alınması gereken 4.144,33 TL harçtan peşin alınan 170,78 TL ile tamamlama harcı olarak alınan 1.537,00 TL toplamı 1.707,78 TL'nin düşümü ile bakiye 2.436,55 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, davacı tarafından yatırılan 170,78 TL peşin harç ile 1.537,00 TL tamamlama harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafından yapılan 1.279,50 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre belirlenen 977,78 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye miktarın davacı üzerinde bırakılmasına, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine gereğince kabul edilen miktar üzerinden belirlenen 7.023,64 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine gereğince reddedilen miktar üzerinden belirlenen 2.725 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine şeklinde yeniden hüküm kurulması üzerine; hüküm, davacı vekili ile davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir.
1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, hukuki ilişkinin nitelendirmesine göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davalı vekilinin (kabul kararı verilen kısım yönünden) vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Muhdesatın tespiti davalarında davanın konusu (müddeabih) davalıların payına isabet eden muhdesat değeri (zemin bedeli hariç) olup; yargılama sonucunda hüküm altına alınacak nispi karar ve ilam harcının, yargılama giderlerinin ve taraflar yararına takdir edilecek vekalet ücretlerinin iş bu müddeabih esas alınarak hesaplanması gerekir.
Ayrıca, az yukarıda açıklanan esaslar dikkate alınarak yargılama sonucunda hüküm altına alınacak nispi karar ve ilam harcından, aynı şekilde 6100 sayılı HMK'nin 326/2. maddesi uyarınca hesaplanacak yargılama giderinden ve davacı yararına takdir edilecek vekalet ücretinden, her bir davalının, dava konusu taşınmazın tapuda paylı mülkiyet şeklinde kayıtlı olması halinde tapudaki payları, elbirliği mülkiyetinin sözkonusu olması halinde ise miras payları göz önünde bulundurularak sorumlu tutulmaları gerekir. Somut olaya gelince; davaya konu taşınmazda tarafların 1/2 hisse oranında pay sahibi oldukları, dolayısıyla taraflar arasında paylı mülkiyetin söz konusu olduğu anlaşılmıştır.
Buna göre, yargılama sonucunda hüküm altına alınan nispi karar ve ilam harcından, aynı şekilde davacı yararına takdir edilen vekalet ücretinden, davayı kabul etmeyen davalının tapu payı oranında sorumlu tutulması gerekirken, tapu payı dikkate alınmaksızın tamamından sorumlu tutulması doğru olmamıştır. Ne var ki bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HMK'nin 370/2. maddesi gereği Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.