8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2019/4068 E. , 2021/3234 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Men'i Müdahale ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece; elatmanın önlenmesi talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebi yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, müvekkillerinin hissedar olduğu 6044 ada 3 parsel sayılı arsanın davalı tarafından diğer maliklerden izin almadan gaz istasyonu haline getirilerek işgal edildiğini belirterek, davalı şirketin müdahalesinin men'ine, davalının arsa üzerinde inşa ettiği binanın yıkımına ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 30.12.2005 tarihinden davanın açıldığı 30.12.2010 tarihine kadar olan süre ve her bir davacı için 5.000 TL ecrimisil bedelinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, elatmanın önlenmesi davası hakkında; atiye bırakma talebi nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebinin kısmen kabulü ile; davacı ... oğlu ... için hesaplanan 10.208,30 TL ecrimisil bedelinin dönem sonlarından itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ... oğlu ... için hesaplanan 9.722,25 TL ecrimisil bedelinin dönem sonlarından itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, çaplı taşınmaza yönelik elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil istemine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 60444 ada 3 sayılı parselin 446 parselin şuyulandırılması ile oluştuğu, şuyulandırılan 446 sayılı kadastro parselinin 110.250,00 m2 olduğu, gerek dava konusu imar parselinde gerekse kadastro parselinde davacılar, davalı ile dava dışı üçüncü kişilerin paylarının bulunduğu, davacıların ve davalının yargılama aşamasında hisselerini dava dışı şirkete sattıkları anlaşılmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil ve/veya elatmanın önlenmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı ya da kullanılabileceği bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil ve/veya elatmanın önlenmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. Somut olayda, dava konusu imar parseli 8.224,00 m2 olup, davalının tamamını kullandığının keşfen saptandığı oysa kadastral parselin 110.250,00 m2 olduğu ve davalı kullanımındaki akaryakıt istasyonunun imar öncesinde kadastral parselde mevcut olduğu, davacılar ile davalının kadastral parselde paydaş olduğu ve imar uygulmasının kamusal bir tasarrufun sonucu olup, kişinin iradesi dışında meydana geldiği düşünüldüğünde yukarıdaki ilke ve esaslar gözetilerek dava konusu yapılan dönem nazara alınarak 446 sayılı kadastro parselinde davacıların az ya da çok kullanabilecekleri bir alanın bulunup bulunmadığı, kullandıkları ya da kullanabilecekleri bir alanın varlığı ve intifadan men'in bulunmaması halinde ecrimisil talebinin reddine, aksi halde davacı payı ve kullanılan alan nazara alınarak ecrimisil talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Öte yandan; HMK'nin 297/2. maddesi (HUMK'un 389. maddesi) gereğince; mahkemece verilen hüküm ile taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu maddeye göre; hüküm fıkrasının çok açık olması, infazı sırasında tereddüt yaratmayacak şekilde taraflara yüklenen borç ve tanınan hakları tek tek belirtmesi gerekir. Aksi halde hükmün icrası sırasında şüphe ve tereddütlerin doğmasına ve ilamın infaz edilememesine neden olur. Bilindiği üzere ecrimisil davalarında, her dönem için belirlenen miktara dönem sonu (tahakkuk tarihi) itibariyle faiz yürütülmesi gerekmektedir. Mahkemece, varılacak sonuca göre ecrimisilin tahsiline karar verilmesi halinde hangi dönem için kaç lira ecrimisilin tahsili gerektiğinin ve buna göre faizin başlama tarihinin, diğer bir deyişle dönem sonlarının hükümde açıkça belirtilmesi gerektiği de dikkate alınmalıdır.