T.C.
İSTANBUL
1.FİKRÎ VE SINAÎ
HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte bulunan Markaya Tecavüz ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Men'i, Maddi-Manevi Tazminat talepli davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin tüm dünyada sektörünü aşan tanınmışlığa, ürünleriyle tüketiciler nezdinde yüksek saygınlığa sahip olduğunu, tanınmış markalarını taşıyan ürünlerle yıllardır sürdürdüğü yoğun reklam, promosyon, sponsorluk ve satış faaliyetleriyle kalitenin simgesi haline geldiğini, Türkiye ve dünyanın birçok ülkesinde tescilli, çok tanınmış ve meşhur markaları altında spor giyim ürünleri, spor malzemeleri vb. ürünlerin üretimi, satış ve pazarlaması alanında faaliyet gösteren müvekkilinin, dünyada sektörün lideri firmalar arasında yer aldığını, müvekkilinin dünya çapında pek çok ulusal ve uluslararası marka tescili bulunduğunu, “...” ve “...” markalarının tüketici ve toplum nezdinde % 100 tanınma gücüne ulaştığını, ... Gümrüğü tarafından 28.01.2015 tarihinde, 24.01.2015 tarihli ve ... no.lu gümrük çıkış beyannamesi muhteviyatı “...”, “...” markalı 14928 çift çorap ürününün ihraç işlemlerinin durdurularak 01 numaralı durdurma kararı ile geçici olarak muhafaza altına alındığı Gümrüğün 28.01.2015 tarihli ve ... sayıh yazısı ile kendilerine bildirildiğini, muhafaza altına alınan ürünler üzerinde müvekkilinin "..." ve “...” markalarının kullanımının müvekkilinin meşhur ve maruf markaları ile iktibas ve iltibas oluşturduğunu, ... Gümrüğü’nün 01 numaralı durdurma kararına istinaden yapılan şikayete ait ... Cumhuriyet Başsavcılığı nezdindeki ... numaralı soruşturma kapsamında alınan bilirkişi raporu ile de bu durumun tespit edilmiş olduğunu, davalıların eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i, fazlaya ilişkin saklı kalmak kaydı ile 30.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın 28/01/2015 tarihinden itibaren temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle: Gümrükte yapılan tespitte, 6 kap içerisinde 1244 düzine-14928 çift “..." markası içeren çorap olduğunun belirtildiğini ancak, müvekkillerinin markayı içeren bu emtiaların ihraç edilmesinde doğrudan bir dahili bulunmadığını, müvekkili şirketin amacının, malı ithal edecek alıcı firmanın siparişini yerine getirmek, bunun adına piyasadan siparişte belirtilen sayıda çorap temin etmek olduğunu, piyasada çorap temin eden kişi ve şahısların da “tamamen kapalı kaplar içerisinde, açılması ve kontrol edilmesi mümkün olmayan biçimde” çorapları hazırlamış olduklarını, ne satıcı olan müvekkilin ne de alıcı firmanın “marka içeren ürün ticareti yapma" gibi bir amacı bulunmadığını, ancak zaman zaman İç piyasada malı temin eden tedarikçilerin, siparişte istenen sayıyı tutturabilmek adına, malın sahte ürün ya da marka taklidi olup olmadığına bakmaksızın ürünleri temin etmekte ve kapalı kaplar halinde, müvekkili gibi ihracatçı firmalara teslim ettiklerini, malı tek tek kontrol etmesi mümkün olmayan müvekkillerin de, gümrükte yapılan kontrollerde, sanki sahte ve marka taklidi ürün satan firma muamelesi gördüklerini, azami dikkat gösterilmesine rağmen müvekkillerin kasıt, kusur ya da ihmali olmadan, bu sahte ve marka taklidi ürünlerin satışı ve ihracı amaçlanan asıl ürünün arasına karışmasının mümkün olmadığını, nitekim yapılan tespitte sayıca 1244 düzine-14928 çift çorap görülmesine rağmen ürün toplamının sadece 6 kaptan oluştuğunu, sipariş toplamının ise aslında yüzlerce kaptan oluştuğunu ve bu 6 kabın arada karışmasının mümkün olduğunu, ürün kabının tamamen kapalı, vakumlu naylon paketlerden oluştuğunu, müvekkilin, marka taklidi ürünlerin üreticisi olmadığını, kendi rızası ve bilgisi dışında gerçekleşen bir eylem sonucunda böyle zor bir duruma düştüğünü, malların gümrükte tespit edilmiş olmakla, zarar oluşmadığından tazminattan bahsedilenıeyeceğini, tazminat talebi konusunda müvekkili şirket ile birlikte şirket müdürlerinin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, davanın reddini talep etmiştir.
TPMK kayıtları istenmiş HMK'nun 266. madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
05/08/2016 tarihli bilirkişi raporunda özetle: Suça konu olan çorap ürünlerinin müşteki ... firmasına ait orijinal markalı ürünler olmadığı, sahte olarak üretildiği ve aldatıcı özelliklere sahip kullanılmamış marka taklidi eşyalar olduğu, ele geçirilip suça konu olan 3 çift, gri, siyah ve beyaz renkli çorap ürünler üzerinde müşteki ... firması adına tescil edilmiş bulunan ...tescil nolu ... şekil + isim markasının temel figüratif ile tipografik unsurlarının ve ayırt edici özelliklerinin iktibas edilmek sureti ile kullanıldığı ve dolayısı ile marka taklidi aldatıcı özelliklere sahip eşya olduğu, zapt edilen ürünlerde 5833 sayılı kanun ile değişen 556 sayılı KHK nin 61/A maddesi kapsamında marka hakkına tecavüz fiili işlendiği kanaatine varıldığı bildirilmiştir. 18/07/2017 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Esas unsuru “...” ve “... şekil” olan markaların tekstil ürünlerinde davacı adına tescil edilmiş olduğu, davacı adına tescilli markalarının aynısının davalının ticari amaçla ithal ettiği ürünler üzerinde taklit edilmek suretiyle kullanılmış olduğu, kullanımı haklı kılacak bîr delil (tescil belgesi, lisans sözleşmesi vs,) dosyaya ibraz edilmediği, davalı eyleminin marka hakkına tecavüz kapsamında değerlendirilebileceği, davalının, davacıya ait marka taklitlerini kullanmasının davacının emeğinden haksız faydalanma olarak TTK 54. ve 55/l/a/4 maddeleri uyarınca haksız rekabet kapsamında değerlendirilebileceği, dosya muhteviyatı ve incelenen davalı şirket ticari defterleri, faturaları, gümrük çıkış beyannamelerine göre tespit edilmiş 14.928 çift çorabın satışından tecavüz ve haksız rekabet yoluyla elde ettiği kazanç net kara göre 100,50 TL, faaliyet karına göre 586,32 TL olarak hesaplandığı, manevi tazminat bedelini takdirin Mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. 07/02/2018 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle: Kök raporda yapılan açıklamaları ve hesaplamaları değiştirecek herhangi bir unsura rastlanmadığı, kök rapora ilişkin muhasebe incelemesinin taraf vekillerinin huzurunda yapıldığı ve ... marka başkaca bir ürüne rastlanmadığından ve davacı vekilinin hesaplamaya ilişkin itirazlarının temelinde davalının net kar marjının çok düşük oluşu ve beher çift ayakkabı fiyatının düşük oluşu gibi 2 unsur bulunmakta olduğu, kar marjının ticari defterlerindeki kayıtlar ve maliyeye verilen beyannamelerdeki tutarlara göre hesaplanması ve ayakkabı fiyatının da gümrük çıkış beyannamelerindeki tutar olduğu dikkate alındığında bu itirazlar için yapılacak bir işlem bulunmadığı, ek rapora ilişkin incelemede ortaya yeni bir bilgi/belge konulmadığı sonucuna varıldığı bildirilmiştir. 03/12/2018 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle: Davalıların davaya konu TIR konteynerde çıkan tüm çorapların ihracatçısı oldukları, kendi ihracat mallarının içerisinde taklit markalı ürün bulunmasından, eksik veya fazla çıkmasından doğrudan sorumlu oldukları, maddi tazminata ilişkin olarak davacı vekilinin itirazlarının geçerli olmadığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava: ... Gümrük Müdürlüğünün 28/01/2015 tarih ve 01 sayılı durdurma kararına konu ürünler nedeni ile davalıların eylemlerinin, davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti, önlenmesi, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 30.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın 28/01/2015 tarihinden itibaren temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hükmün ilanına ilişkindir. Davanın açıldığı tarihte 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK hükümleri yürürlükte olup, daha sonra yürürlükten kalktığı ve 6769 sayılı SMK’nun yürürlüğe girdiği anlaşılmış ise de davanın 556 sayılı KHK hükümlerine göre görülüp sonuçlandırılması gerekmiştir.
Bir markanın TPMK (eski TPE) marka siciline tescili zorunlu olmamakla beraber, markanın 556 sayılı KHK çerçevesinde tescil edilmesinin, marka sahibine, markanın tescil kapsamına giren aynı mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin kullanılmasını önlemeyi talep etme hakkı verir. (9/1-a madde) Tescilli marka sahibinin tescilden doğan haklarının ihlali, marka hakkına tecavüz kapsamında değerlendirilir. 556 sayılı KHK’nın 61. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmış olup, buna göre 9/1-a maddesindeki ihlal de tecavüz kapsamında değerlendirilir. (61/a madde) marka sahibinin izni olmaksızın markayı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek (61/b madde) ve markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak veya bir başka şekilde ticaret alanına çıkarmak veya bu amaçlar için ithal etmek veya ticari amaçla elde bulundurmak (61/c madde) da marka hakkına tecavüz olarak değerlendirilir. Marka:Bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye sağlar, markalar işletmelerin üretmiş olduğu emtia veya sunmuş oldukları hizmetlerin birbirinden ayrılmasını sağlamaktadır.
Karıştırılma ihtimali: Bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir. Karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekmektedir. Markaların esas unsurlarının ve vurgu sözcüklerinin aynı veya benzer olması, markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabilir. Sözcük markalarında, sözcüklerin başlangıç ve kökleri bütünsel benzerliğin tayininde önemlidir. İki marka arasındaki iltibasın varlığının saptanmasında, markaların yan yana konularak karşılaştırma yapılmaması gereklidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında ilgili mal ya da hizmetin orta yetenekteki alıcılarının dikkat ve özeni esas tutulur. Bu alıcıların markaları, aynı anda göz önünde bulunduramayacakları da dikkate alınarak ayrıntılara ilişkin farklar ve bütüne ilişkin benzerlikler üzerinde durulur. TPMK (eski TPE) kayıtlarında: ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... numaralı markaların davacı adına tescilli olduğu, ... numaralı "... + şekil" markasının 10.18.25.26. sınıflarda tescilli olduğu anlaşılmıştır.
Esas unsuru “...” ve “... + şekil” olan markaların tekstil ürünlerinde davacı adına tescil edilmiş olduğu, davacı adına tescilli markaların aynısının davalıların ticari amaçla ithal ettikleri ürünler üzerinde taklit edilmek suretiyle kullanılmış olduğu, kullanımı haklı kılacak tescil belgesi, lisans sözleşmesi vs. ibraz edilmediği, davalıların eyleminin davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, önlenmesine karar vermek gerekmiştir. 6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." Madde 55 "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır:
a)Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar
b)Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek;
c)Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak;
d)Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek;
e)İş şartlarına uymamak;
f)Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak. Madde 56 "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse;
a)Fiilin haksız olup olmadığının tespitini,
b)Haksız rekabetin men’ini,
c)Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilm esini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını,
d)Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini,
e)Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini, isteyebilir. "hükmü yer almaktadır.
Haksız rekabet hükümlerinin amacı yasada "bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması" şeklinde tanımlanmıştır. Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabete ilişkin hükümlerinin uygulanması açısından varlığı gereken iyi niyet kurallarına aykırılık kriteri kaynağını Türk Medenî Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenmiş olan dürüstlük kuralından almaktadır. Bu iyiniyet kuralına aykırı hareketler iktisadi rekabetin kötüye kullanımıdır.
Genel anlamdaki haksız rekabet veya özel yasalar gereğince korunan haklara tecavüz nedeniyle bir zarar doğmuşsa veya henüz zarar doğmamış olmakla beraber doğabilecek ise hatta hiçbir zarar söz konusu olmamakla beraber, haklara tecavüz eden kişi bir kazanç elde etmiş ise hakları tecavüze uğrayanın tazminat hakkı vardır. Bu tazminat, T.T.K.
58.maddesinde açıklandığı üzere haksız rekabet yüzünden müşterileri, kredisi mesleki itibarı, ticari işletmesi veya diğer iktisadi menfaatleri bakımından uğranılan zarar veya zarara uğrama tehlikesi varsa, tecavüz edenin elde etmesi mümkün görülen menfaatlerin karşılığı olarak verilebilir. T.T.K. 58/d. bendinde de açıkladığı gibi, haklara tecavüz eden, haksız rekabet sonucunda hak sahibinin esasen hiçbir zarara uğramadığını ileri sürerek tazminattan kurtulamaz. Asıl olan bir hakka tecavüzdür. Bu tecavüz varsa, tecavüze uğramayanın bundan ötürü mütecavizin eyleminin durdurulması, sonuçlarının önlenmesi ve zararının somut olaya göre incelenmesi ve takdir edilmesi gereklidir.
Haksız rekabet hallerinden biri TTK 55/1-a-4 maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak iyi niyet kurallarına aykırı bir davranıştır ve haksız rekabet hali olarak nitelendirilir. Madde hükmüne göre karışıklığa yol açabilecek benzerliklere sebebiyet vermek bir haksız rekabet halidir. Maddede sayılan eylemlere bakıldığında; Bir kişiye ait olan ürün, faaliyet veya işleri ile ilgili olarak üçüncü kişinin karışıklığa yol açacak davranışlarda bulunması halinin haksız rekabetin varlığından söz edebilmek için yeterlidir. Davranışın bilerek yapılması veya bilmeyerek yapılmış olması haksız rekabetin varlığını etkileyecek bir unsur değildir. Haksız rekabet hukuku, kişinin emeğinden haksız olarak yararlanılmasını önlemeyi amaçlamaktadır. Haksız rekabetin söz konusu olabilmesi için iktisadi rekabetin suistimal edilmiş olması gerekir. Bütün dosya kapsamından; Davalıların fiillerinin haksız rekabet oluşturduğu kanaatine varılmıştır.
Davacı taraf, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan eylemler nedeniyle uğranılan zararların tazmini amacıyla fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 30.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminat talep etmiştir.
556 sayılı KHK' nın 62.maddesi gereğince; Markası tecavüze uğrayan, şartların varlığı hallinde maddi ve manevi tazminat talep etme hakkına sahiptir. KHK' nın, marka sahibine tanıdığı diğer talepler gibi tazminat talebinde bulunabilmek için marka hakkına tecavüz şeklindeki haksız fiillin olması ve hukuka uygunluk sebeplerinde birinin olmaması gerekir. Ayrıca maddi tazminata hükmedilmesi için tecavüz fiilin neticesinde zararın oluşması ve davalının/mütecavizin kusurunun da bulunması gereklidir. Kusur şartı, mütecavizin marka sahibinin hakkından haberdar olması, markasının kullanmasının tecavüz oluşturduğunu bilmesi ve buna rağmen tecavüz konusu markayı kullanmaya devam etmesi ile gerçekleşir.
TTK 'da tacir olmaya bağlanan hükümlerden biri "basiretli olma" yükümlülüğüdür. (TTK 18/2 madde) bu hükme göre bir tacir faaliyetinde kullanacağı markayı seçerken aynı sektörde 3. kişiler adına tescilli/kullanılan bir markanın aynı/benzerini kullanmaması beklenir. Bir tacir faaliyet gösterdiği sektörde kullanılan markaları aynısını veya benzerini, hatta farklı olsa bile markalar arasında bağlantı olduğu ihtimaline sebebiyet verecek markasal kullanımlardan ve tescillerden kaçınmalıdır. Davalıların eylemi, davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği ve davalı tüzel kişi tacir olmakla kusur şartının gerçekleştiği anlaşılmıştır.
Bilirkişi kurulu tarafından: Dosya muhteviyatı ve incelenen davalı şirket ticari defterleri, faturaları, gümrük çıkış beyannamelerine göre 14.928 çift çorabın satışından tecavüz ve haksız rekabet yoluyla davalıların elde ettiği kazancın 586,32 TL olarak hesaplandığı anlaşıldığından 586,32-TL maddi tazminatın 28/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
KHK 62/2-b ve TBK 58. maddesi birlikte değerlendirildiğinde; Marka hakkı tecavüze uğrayan davacının manevi tazminat isteme hakkına sahip olduğu, KHK'da manevi tazminata hangi koşullarda hükmedileceğine ilişkin bir açıklık bulunmadığından Borçlar Kanunu kapsamında davalıların eyleminin, davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği ve kusur şartının gerçekleştiği kanaatine varıldığından manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 5.000TL manevi tazminatın 28/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, el konulan taklit ürünlerin masrafı davalılardan alınarak imhasına, hükmün ilanında davacının hukuki yararı bulunduğundan karar kesinleştiğinde hüküm özetinin masrafı davalıdan alınarak Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına karar vermek gerekmiştir.
DAVANIN KISMEN KABULÜNE,
1.Davalıların eyleminin davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, önlenilmesine, men'ine
2.586,32-TL maddi tazminatın 28/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
3.5.000TL manevi tazminatın 28/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
4.El konulan taklit ürünlerin masrafı davalılardan alınarak imhasına,
5.Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline,
6.381,60 TL ilam harcının peşin harçtan mahsubu ile artan 472,28 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
7.Markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, men'i talepleri yönünden Avukatlık Ücret Tarifesi Uyarınca 5.900,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
8.Maddi tazminat yönünden Avukatlık Ücret Tarifesi Uyarınca 586,32-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
9.Reddedilen Maddi tazminat yönünden Avukatlık Ücret Tarifesi Uyarınca 586,32-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
10.Manevi tazminat yönünden Avukatlık Ücret Tarifesi Uyarınca 5.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
11.Reddedilen Manevi tazminat yönünden Avukatlık Ücret Tarifesi Uyarınca 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
12.Davacı tarafın yaptığı 853,88 TL peşin harç, 29,30 TL başvuru harcı, 456 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 4.600 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.939,18- TL yargılama giderinden davanın kabul-ret oranları dikkate alındığında takdiren 663,39-TL sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
13.Davalıların yaptığı 50,00-TL tebligat ve müzekkere masrafından davanın kabul-ret oranları dikkate alındığında takdiren 44,41-TL sinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
14.Taraflarca fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talepleri halinde iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 29/04/2021 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)