Esas No
E. 2020/4335
Karar No
K. 2021/5950
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

11. Hukuk Dairesi         2020/4335 E.  ,  2021/5950 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada Çarşamba 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 22.05.2019 tarih ve 2018-201/165 sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin ayrı ayrı esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nce verilen 15.10.2019 tarih ve 2019-1442/1315 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı tarafından davacı aleyhine Finansbank Çarşamba Şubesi, 310297 seri nolu, 13/08/2016 keşide tarihli, 76.400,00 TL tutarında çekten kaynaklanan icra takibi başlatıldığını, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, davacının davalıya çek vermesinin mümkün olmadığını, çek üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığını belirterek davacının takibe konu çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının piyasada bu şekilde çok fazla çeki bulunduğunu, kötü niyetli olarak çeklerdeki imzalara itiraz ettiğini, çeke ilişkin çek iptali davası açmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava ve takip konusu 13/08/2016 tarihli ve 76.400,00 TL bedelli çekin davacının yetkili kıldığı şahıslar tarafından keşide edilip imzalandığı, davacının vekillerinin işlemleri ile bağlı olduğu, çekin usulüne uygun olduğu, davacının davasının usul ve yasaya, keza, iyiniyet ve dürüstlük kuralları ile kabil telif olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davacının kötü niyetli olduğu ancak davalı vekilinin cevap dilekçesinde süresi içinde usulüne uygun kötüniyet tazminatı talebinde bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilininin tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, davaya konu dosya içerisine alınan Çarşamba 2. Noterliği'nin 14 Ocak 2006 tarih ve 434 yevmiye nolu vekaletname ile davacı tarafından dava dışı ... ve ...'ya çekleri imzalamaya ahzu kabza, makbuz ve ibra verme konularında vekaletname verdiği, davacı vekilinin 09/04/2019 tarihli beyanında, davacı tarafından vekaletnamenin 2008 tarihinde verildiği, ancak çeklerin 2016 yılında imzalandığını, 2016 yılında çek imzalama yetkisi vermediğini savunduğu, davacı tarafın vekaletname verdiğini kabul ettiği, ancak vekaletnamenin 2016 yılında geçerli olmayacağını ileri sürmesine karşı, vekil ettiği kişilerin azlettiğine dair belge ibraz etmemesi karşısında, vekaletnamenin geçerli olduğu, davacının usulüne uygun olarak dava dışı şahısları çek keşide ve imzaya yetkili kılıp bu şahısların keşide edip imzaladığı çekleri piyasada tedavüle koymalarından sonra imzanın sahte olduğunu, kendisine ait olmadığı iddiasında bulunmasının iyi niyet ve dürüstlük kurallarına uygun olmadığı, davacı ile vekaletname ve çek keşide imza yetkisine ilişkin vekaletnamenin sona erdirilmediği, davacının davasının reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf talebinin reddine, kötü niyet tazminatı şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davalının istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekilince temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.

Dava, çeke dayalı menfi tespit davasıdır. Davacı takip dayanağı çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığını iddia ederek açtığı işbu davada davalı tarafından herhangi bir cevap verilmemişse de, yargılama aşamasında davacı vekilince çekteki imzanın vekaleten atıldığı belirtilmiştir. Bu durum karşısında tarafların iddia ve savunmaları bütün olarak gözönüne alındığında çekteki imzanın davacının vekalet verdiği kişilere ait olup olmadığı konusunda imza incelemesi yapılmadan eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 11/10/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY Dava, takip konusu yapılan çekteki imzanın davacıya ait olmaması sebebiyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı vekili, dava dilekçesinde ve aşamalarda çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığını belirtmiştir. Ancak yargılama sırasında mahkemece Finansbank A.Ş Çarşamba Şubesine yazılan müzekkereye verilen cevapla birlikte davacı ... tarafından dava dışı ... ve ...'nun vekil kılındığı Çarşamba 2. Noterliği'nin 14 Ocak 2008 tarihli vekaletname dosyaya gönderilmiştir. Vekaletname içeriğine göre davacı tarafından ilgili şahıslara birlikte veya ayrı ayrı çek imzalanması hususunda yetki verildiği görülmüştür. Davacı taraf dosyaya gönderilen bu vekaletnameye karşı sunmuş olduğu beyanında çekteki imzalar yönünden bir beyanda bulunmamış, sadece vekaletnamenin tarihinin 14.01.2008 olduğunu, çekin ise 13.08.2016 tarihli olduğunu, 2008 yılında verilen vekaletname ile 2016 yılında çek imzalama yetkisi vermediğini, bu çeki imzalamak için kimseye yetki vermediğini beyan etmiş yetkinin geri alınmasından ya da çekteki imzaların yetki verdiği adı geçenlere ait olmadığından da bahsetmemiştir. Bilahare yargılamanın sonraki aşamalarında, özellikle tahkikatın sona ermesi ve sözlü yargılama ve hüküm aşamasında da davanın kabulüne karar verilmesi istenilmiştir. Davacı taraf hüküm verildikten sonra istinaf dilekçesi ile Çarşamba 1. İcra Hukuk Mahkemesinde aynı çekle ilgili olarak açılan davada 19.06.2019 tarihinde verilen kabul kararını, çekteki imzanın davacıya ait olmadığını ve bu davada imzanın davacı tarafından yetki verilen ...'ya ait olduğunun kesin olarak belirlenemediği de belirtmek suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmiş, bilahare Bölge Adliye Mahkemesi kararını aynı gerekçelerle temyiz etmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, işbu davada ve yargılama sırasında yetki verilen kişiler yönünden imza incelemesi talebi bulunmamaktadır. Bu durumda yargılama aşamasında dava ve talep konusu yapılmayan hususların istinaf ve temyiz aşamasında ileri sürülemeyecek olması da dikkate alınarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerektiğini düşündüğümden sayın Daire çoğunluğunun bozma gerçekçesine muhalifim.

Karar Etiketleri
KABULÜNE YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu HMK md.372
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.