4. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/978
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/10/2019
NUMARASI: 2018/892 - 2019/1133
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/03/2022
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil firma davalı kooperatif yönetiminde bulunan tekstilkent ticaret merkezinde yüksek güvenlik önlemi alındığını, korunaklı olduğu ve hiçbir sorun yaşamayacağı vaatleri ile ... sitesi ... No:... adresli işyerini kiraladığını, 05/05/2018 tarih saat:23.00 sıralarında müvekkil firma yetkilisini ticaret merkezinin güvenlik görevlileri tarafından aranarak iş yerinin soyulduğunu bildirdiklerini, olay anında markasız 1 top 200mt beyaz renkli polyester pamuklu kumaş, 35 top siyah renkli polyester pamuk kumaş ile 1000 mt poplin kumaşın çalındığının firma yetkilisince tespit edildiğini belirterek davalı kooperatifin güvenlik zaafiyetinden dolayı müvekkili işletmede meydana gelen zarar nedeniyle şimdilik 8.000,00TL maddi tazminatın ve 5.000,00TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kooperatifin dava konusu olayda hukuki sorumluluğu ve kusuru bulunmadığını, davanın müvekkil kooperatifin dava konusu olay tarihinde güvenlik hizmeti aldığı ... A.Ş. Firmasına ihbar edilmesini belirterek davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince;
Davalı taraf her ne kadar pasif husumet itirazında bulunmuş ise de davacı ve diğer firmalardan aidat topladıkları aidat içerisinde güvenlik hizmetinin sağlanmasının da bulunduğu bu sebeple de dava dışı ... Güvenlik firması ile güvenlik sözleşmesi akdettiği görüldüğünden pasif husumet itirazının reddi gerekmiştir. Her ne kadar davacının sorumluluğunun bulunmadığı belirtilmiş ise de zararın oluşmasını çoğaltacak şekilde (alanın büyüklüğü,güvenlik güçlerinin sayısı kamera sayısı dikkate alındığında)işyerine ait birtakım tedbirlere başvurması gerektiğinden zararın oluşmasında muhtemel katkısı gözönüne alınarak,davalının kusursuz sorumluluğu ilkesi gereğince hakkaniyet açısından denkleştirici adalet ilkesi de göz önüne alındığında,hayatın olağan akışı, zararın tam olarak belirlenememesi,zarar görenin aldığı önlem vs. nedeniyle BM.m50/2 uyarınca hakim takdirinde olarak ıslah edilen alacak olan 49.500 TL sından takdiren %30 tenkis edilerek maddi tazminat davası kısmen kabul edilerek 34.650 TL maddi tazminatın alınması yönünde oluşan vicdani kanaat ile denkleştirici adalet ilkesi, hakkaniyet, zararın oluşmasında davacı tarafın muhtemel katkısı göz önüne alınarak (49.500,00TL'sinin takdiren %30 tenkis ile) 34.650,00TL maddi tazminatın 8.000,00TL'sinin dava tarihinden 26.650,00TL'sinin 23/07/2019 ıslah tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 5.000,00TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacı yanın, işyerinde gerekli güvenlik tedbirlerini almadığı dosyada sabitken müvekkilinin kusursuz sorumlu olarak değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, alınan raporda bilirkişinin, davalı kooperatifin kusursuz sorumlu olduğuna ilişkin tespitte bulunarak görev tanımı dışına çıktığını ve hukuki değerlendirmede bulunduğunu, ayrıca raporlarda ne kadar malın çalındığının tespit edilemediğinin belirtilmesine rağmen ve dolayısıyla davacı zararını ve davasını kanıtlayamadığı halde davanın kısmen kabulünün hukuka aykırı olduğunu, dosyada davacı yanın mahkemeye sunduğu excel dosyası dışında bir delilinin bulunmadığını, alınan bilirkişi raporlarında da envanterinde/stoğunda ve hırsızlığın yapıldığının iddia edildiği yerde böyle bir emtianın bulunduğunun ispatlanamadığının belirtildiğini, bilirkişinin sadece listedeki kumaşları fiyatlandırdığını, mahkemenin kararının muhasebe ilkelerine ve ispat kurallarına aykırı olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İstinaf sebepleri ile bağlı kalınarak yapılan incelemede; Dava; maddi ve manevi tazminat davasıdır. Alınan bilirkişi ek raporunda, davacı vekilinin sunduğu excel dökümüne göre 49.500.00 TL. tutarında malın çalındığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir. 6098 sayılı TBK m. 50 gereğince, zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hakim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete göre belirler. TBK m.52 gereğince, zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hakim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Buna göre, mahkemenin, TBK m.50 gereğince, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete göre belirlemesi ve TBK m.52 gereğince, davacının davranışlarının da zararın doğmasına sebebiyet verdiği de dikkate alarak belirlenen zarar miktarı üzerinden hakkaniyet indirimi ile maddi tazminata ilişkin hüküm kurması doğrudur. (Emsal;Yargıtay 11 HD 2020/718-4707 E/K.) Davalı site yönetimi davacıya karşı vekalet sözleşmesi uyarınca sorumludur. (Emsal 11.HD 2007/115004 Esas 2009/3885 Karar) Davalı vekilinin manevi tazminata ilişkin istinaf isteminin incelenmesinde; Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu tüzel kişileri, bilinçsizleri ve acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için yasalar manevi tazminat verilebilecek olguları sınırlamıştır. Bunlar, kişilik değerlerinin zedelenmesi (TMK 24), isme saldırı (TMK 26), nişan bozulması (TMK 121), evlenmenin feshi (TMK158), bedensel zarar ve ölüme neden olma (BK 47) durumlarından biri ile kişilik haklarının zedelenmesidir (BK 49). Bunlardan TMK’nın 24. maddesi ile BK’nın 49. maddesi daha kapsamlıdır. TMK’nın 24. maddesinin belli yerlere yollaması nedeniyle böyle bir durumun bulunduğu yerde, onu düzenleyen kurallar (örneğin; TMK 26, 174, 287); bunların dışında BK’nın 49. maddesi uygulanır. TMK’nın 24. ve BK’nın 49. maddesinde belirlenen kişisel çıkarlar, kişilik haklarıdır. Kişilik hakları ise, kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir. Kişisel varlıklar, bedensel ve ruhsal tamlık ve yaşam ile nesep gibi insanın, insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir. Dosya kapsamından, davacının manevi tazminat isteminin, davalının mala zarar verme eylemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Mala zarar verme eylemi, davacının cismani zararına neden olmadığı gibi,
TBK 58. maddesine göre (818 sayılı mülga BK'nun m.49) kişinin sosyal, fiziki ve kişilik değerlerine saldırı oluşturacak nitelikte bir eylem de değildir. ( Yargıtay 4. HD Esas No: 2016/14131- Karar No: 2019/172) Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının, manevi tazminatın reddine ilişkin yeniden hüküm kurmak üzere kaldırılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.