(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2011/13517 E. , 2012/17083 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat ... ile davacı vekili avukat ... ... ... gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, işçilerin ihtiyacı olan suyu kendi imkanları ile tankerlerle sağlandıklarını, davalı belediye tarafından atıksu bedeli tahakkuk ettirildiğini, 2464 sayılı belediye gelirleri yasasının 44. maddesine göre atıksu bedelinin çevre temizlik vergisi içinde yeraldığını, dolayısıyla davalının ayrı bir atıksu bedeli tahakkuk ettiremeyeceğini belirterek tahakkuka konu 226.711 TL atıksu bedeli yönünden borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, davacı şirketin 31.03.2008 tarihinde içme suyu abonesi olduğunu, 13.05.2008 tarihine kadar 612 m3 kullanımda bulunduktan sonra içme suyu şebekesinden başkaca bir kullanımının olmadığını,ancak yapılan incelemede davacı şirketin tankerlerle su taşıması yaparak ihtiyacı olan suyu temin ettiğinin tespit edilerek atık su bedeli tahakkuk ettirildiğini belirterek davanın reddini dilemiştir. Mahkemece dava konusu atıksu üretimi yapılan bölgede davalı belediyeye ait kanalizasyon şebekesinin bulunmadığı ve atıksuların kanalizasyon yoluyla uzaklaştırılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava, davalı belediye tarafından tahakkuk ettirilen atıksu bedelinden dolayı borçlu olunmadığının tespitine 2011/13517 ilişkindir. Davacı şirket ile davalı belediye arasında 31.03.2008 tarihinde abonelik sözleşmesi yapılarak davacı tarafından bu abonelik sözleşmesine dayalı olarak su kullanım hakkının doğduğu anlaşılmaktadır. Nitekim davacı tarafından davalıya ait su şebekesinden 13.05.2008 tarihine kadar kullanılan su ve atıksu bedeli olarak tahakkuk ettirilen bedelin davacı tarafından 30.05.2008 tarihinde ödendiği anlaşılmaktadır. Davacı, abonelik ilişkisi devam ettiği halde 13.05.2008 tarihinden sonra davalıya ait içme suyu şebekesinden su kullanmadığı, ihtiyacı olan suyu haricen tankerlerle temin ederek kullanım sonucu üretilen atıksuyu doğal ortama vermek suretiyle uzaklaştırdığı tespit edilmiştir. Davalı idare 5393 sayılı yasanın 3., 14. ve 15. maddelerine göre halkın mahalli ve müşterek ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla kurulan mahalli kamu tüzel kişiliği olarak kamunun ortak kullanım alanı olan deniz, göl, akarsu, yeraltı suyu gibi yerleri temiz tutmak ve kirlenmesini önlemekle yükümlüdür. Atıksu bedelinin davalı idare tarafından aynı yasanın 15. maddesinin "d "ve "e" bentlerinde belirtilen yasal çerçevede yapılan abonman sözleşmesine dayalı olarak tahakkuk ettirildiği dikkate alındığında .davalıya ait içme suyu şebekesinde davacı tarafından su kullanımı olmasa dahi,davacının ürettiği atıksuyun doğal ortamı kirletmesi nedeniyle,bu atıksu bedelinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir.(YHGK.05.03.2003 gün ve 2003/13-139 Esas ve 2003/142 karar sayılı ilamı) Hal böyle olunca mahkemece davacının kullandığı su kadar atıksu ürettiği gözetilerek,kullanılan suyun miktar ve bedeline ilişkin olarak konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan alınacak rapor sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.