(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2012/4464 E. , 2012/9099 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde her iki taraf avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ... ile arasında akdedilen ve davalı ...'in kefil olarak imzaladığı sözleşme ile kendisine ait işletmenin % 50 hissesini davalı ...'e devrettiğini, aralarında akdedilen sözleşmenin 1. maddesine göre davalının hisse karşılığı davacıya bir daire vermeyi taahhüt ettiğini, sözleşmenin 2. Maddesine göre daire taahhüt edilen tarihte teslim edilmediğinden davalının kendisine raiç kira bedeli, gelir kaybı ve dairenin bedelini borçlu olduğunu bu nedenlerle daire bedeli olarak 7.000,00 TL , kira bedeli olarak 4.000,00 TL, gelir kaybı için ise 1.000,00 TL' nin fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karar taraflarca temyiz edilmiştir.
1.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Ayrıca 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakerneleri Kanununun 381, 388 ve 389 maddelerinde hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış; 388.maddesinin son fıkrası ile "Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hüküm1e taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir" hükmü getirilmiştir. Somut uyuşmazlıkta açıklanan yasal düzenleme gözetilmeyerek, kısa kararda davacının gelir kaybına ilişkin talebi hususunda olumlu veya olumsuz bir karar verimediği halde gerekçeli kararda bu talebin reddine şeklinde hüküm kurulması kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulması, HUMK.'nun 388/son madde ve fıkrası gereğince hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
2.Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.