1. Hukuk Dairesi
1. Hukuk Dairesi 2021/1540 E. , 2022/884 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, Yerel Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından istinafı üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 08.02.2022 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili gelmedi. Temyiz edilen davalı vekili Avukat ... geldi, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, mirasbırakan kardeşi ...’ın 3113 ada 239 parseldeki 7 no.lu bağımsız bölümdeki payını eşi olan davalıya satış suretiyle temlik ettiğini, kanser hastası olan mirasbırakanın taşınmaz satmasını gerektirir bir durumu olmadığı gibi, davalının da alım gücünün bulunmadığını, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı, bedelsiz ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, taşınmazın tapu kaydının iptali ile tüm mirasçılar adına tescilini istemiş, aşamada mirasbırakanın dava dışı diğer mirasçıları davaya muvafakat ettiklerini bildirmişlerdir.
II. CEVAP
Davalı, yıllardır eczacı olarak çalıştığını ve alım gücünün bulunduğunu, evliliği boyunca ve kanser hastalığı süresince mirasbırakan eşinin maddi ve manevi tüm ihtiyaçlarını karşıladığını, bu emeklerinin karşılığı olarak ve ayrıca mirasbırakanın tedavi giderlerini karşılamak amacıyla, taşınmazı bedeli karşılığında satın aldığını, mirasbırakanın ölümünden sonra bankadaki parasının tüm mirasçılara paylaştırıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstanbul Anadolu 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04/10/2019 tarihli ve 2016/420 E., 2019/368 K. sayılı kararıyla; taşınmazdaki dava konusu payın satış değeri ile gerçek rayiç değeri arasında aşırı orantısızlık bulunmadığı, mirasbırakan ile davalının eş oldukları, taşınmazı en başta yarı yarıya birlikte satın aldıkları, tanık anlatımlarına göre davalının alım gücünün bulunduğu, temlikin mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.İstinaf Nedenleri
2.1.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mirasbırakanın geride hiçbir taşınmaz mal varlığı bırakmadığını, evlilik birliği içinde eşlerin birlikte çalışarak edindikleri taşınmazların tamamının davalı adına kayıtlı olduğunu, davalının savunmasını usulünce kanıtlayamadığını, dava konusu taşınmaz payının satış bedeli ile dönem rayici arasında iki kattan daha fazla fark bulunduğunu, bankada yüklü miktarda parası olan, emekli maaşı dışında ortağı ve yöneticisi olduğu şirketten huzur hakkı ve kar payı geliri alan mirasbırakanın satıştan gelecek paraya ihtiyacı olmadığını, sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunmadığını, tanık beyanları arasındaki açık çelişki giderilmeden karar verildiğini, taraf vekillerince 150.000 TL üzerinden harcın tamamlanması talep edildiği halde Mahkemece bilirkişi raporunda yazılı bedel üzerinden harcın tamamlattırıldığını ve hatalı olarak bu değer üzerinden yasal vekalet ücretine hükmedildiğini belirterek, kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3.Gerekçe ve Sonuç
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 01/02/2021 tarihli ve 2019/1979 E., 2021/137 K. sayılı kararıyla; mirasbırakanın maddi durumunun iyi olduğu, terekesinde 190.000,00 TL değerinde hazine bonosu kaldığı gözetildiğinde taşınmazdaki 1/2 payını öldükten sonra koruma amacıyla davalı eşine devrettiği sonucuna varıldığı, mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla devir yapıldığı iddiasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 190. maddesi ile Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 6. maddesi gereğince usulünce kanıtlanamadığı, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Temyiz Nedenleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mühendis ve iş insanı olan mirasbırakanın sağlığında ikamet ettiği davaya konu taşınmaz ile dava dışı villasının davalı adına kayıtlı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesine göre İlk Derece Mahkemesinin hatalı görüş ve kanaatte olduğunun anlaşıldığını, gerçekte bağışlama olduğu anlaşılan devir işleminin haklı ve meşru görülebilecek bir nedene dayandığını ispat yükümlülüğünün davalı yana ait olduğunu, davalı tanıklarının beyanlarının çelişkili olup davalının savunması ile örtüşmediğini, temlikin mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı yapıldığının sabit olduğunu, hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
3.Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı terekeye iade talepli tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
3.3. Değerlendirme Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın (IV./3.) numaralı bendinde yer verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. VI. SONUÇ
Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 20.11.2021 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen davalı vekili için 3.815.00 TL duruşma vekâlet ücretinin ve aşağıda yazılı 21,40 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 08/02/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.