Aramaya Dön

(Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi

Esas No
E. 2011/5033
Karar No
K. 2012/8364
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi         2011/5033 E.  ,  2012/8364 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 22.3.1985-28.9.1994 tarihleri arasında primleri tahsil edilen sürede esnaf ... sigortalılığının tespitiyle iptal edilemeyeceğine, 1.4.2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığına karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R

1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,

2.Dava, davacının 4247 sayılı yasadan yararlanmak için Kuruma sunduğu 03.03.1997 tarihli sigortalılık belgesinde esnaf siciline kayıt tarihinin 04.01.1995 yerine 01.04.1985 yazılması nedeniyle davalı Kurum tarafından sigorta başlangıcının 01.04.1985 tarihine çekilerek tüm primleri tahsil edildiği halde, 31.03.2010 tarihli yaşlılık aylığı talebi üzerine, tescil tarihinin vergi kaydının başladığı 24.04.1996 tarihine çekilerek yaşlılık aylığı istemini reddeden kurum işleminin iptali ile 01.04.2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir. .

Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 08.04.1996 tarihli giriş bildirgesi üzerine vergi kaydı dikkate alınarak 28.09.1994 tarihi itibariyle 1479 sayılı Yasa'ya tabi sigortalı olarak tescil edildiği, 28.09.1994 tarihinde başlayan ve devam eden vergi kaydının bulunduğu, 03.03.1997 tarihli sigortalılık belgesinde sicil kaydı 04.01.1995 tarihinde başladığı halde yazım hatası sonucu 04.01.1985 yazımı sonucu davalı Kurumun tescil tarihini 22.03.1985 tarihine çekerek buna göre primlerini tahsil ettiği, 31.03.2010 tarihli tahsis talebi üzerine tahsis talebi ile birlikte sunulan sigortalılık belgesindeki esnaf siciline kayıt tarihinin 04.01.1995 olduğunun bildirilmesi nedeniyle Kurumun yaptığı araştırma sonunda esnaf sicilindeki kayıt tarihinin 04.01.1995 olduğu 04.01.1985 tarihinin sehven yazıldığının tespiti üzerine davacının tescil tarihinin vergi kaydının başladığı tarihe çekilerek 25 tam yıl sigortalılığının bulunmadığından bahisle yaşlılık aylığı isteminin reddolunduğu dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.

Davacının 28.04.1994 tarihinde vergi, 30.12.1994 tarihinde oda ve 04.01.1995 tarihinde sicil kaydının başladığı ve devam ettiği, tescil tarihi 22.03.1985 olduğunda 25 yılı aşkın sigortalılığı bulunduğu tahsis talep tarihinde prim borcunun bulunmadığı uyuşmazlık konusu değildir.

Uyuşmazlık davacı tarafından sunulan 03.03.1997 tarihli sigortalılık belgesindeki hatalı yazılan esnaf sicili kayıt tarihine göre yapılan hatalı Kurum işlemi sonunda primleri ödenen sürenin sigortalılık olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğine ilişkindir. Somut olayda kurumu yanıltan belgenin düzenlenmesinde davacının doğrudan bir katkısı bulunmasa da sicile kayıt tarihinin hatalı yazıldığı sigortalılık belgesi davacı tarafından sunulmuştur. Davacı 1985 yılında sicil kaydının bulunmadığını bilebilecek ve bu hatalı kayıt nedeniyle gerek düzenleyeni ve gerekse Kurum uyaracak konumdadır. Davacının bu uyarıda bulunmak yerine 4247 sayılı yasadan yararlanarak geçmişe yönelik tescilden yararlanmayı tercih ettiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Diğer bir deyişle Kurumun hatalı işlemine davacının kusurlu eyleminin katkısı da büyük olmuştur. Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı ve kusurlu eylemi ile hak elde edemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir. Öte yandan somut olayın özelliği itibariyle olayda Medeni Kanunun 2.maddesinin uygulanma şartları oluşmadığından objektif iyi niyet kuralının burada uygulanması da olanaksızdır. Hukuki değerden yoksun işlemler, açık hataya dayalı işlemler, iradeyi fesada uğratan nedenlere dayalı elde edilmiş işlemler kazanılmış hak doğurmadığından davacı bakımından kazanılmış haktan da söz edilemez. Yargıtay HGK’nun 25.06.2003 gün ve 406-424 sayılı kararı da bu doğrultudadır. Hal böyle olunca davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17/05/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.