(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2010/3580 E. , 2010/12684 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının maliki olduğu taşınmazı, Pastane işletmek üzere kiraladığını, taraflar arasında imzalanan 12.10.2006 tarihli sözleşmeye göre davalının, taşınmazı 5.1.2007 tarihinde tahliye etmesi halinde, uğrayacağı zararlara karşılık 30.000,00 TL nakit ödeme yapacağını taahhüt ettiğini, ne var ki belirlenen tarihte kiralananı tahliye etmesine rağmen, davalının taahhüt ettiği 30.000,00 TL'yi ödemediğini, öte yandan kira dönemi başlangıcının 05.06.2007 tarihi olmasına rağmen, davalıya güvenerek pastaneyi 6 ay önceden tahliye etmesi nedeniyle de maddi zararlarının bulunduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 15.000,00 TL maddi tazminatın 05.01.2007 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 12.11.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile de talebini 30.000,00 TL’ye çıkarmıştır. Davalı, davacının, kiralananı sözleşmede belirtilen tarihte tahliye ve teslim etmediği gibi, sözleşmede öngörülen diğer şartları da yerine getirmediğini, bu nedenle kendisinden herhangi bir tazminat talep edemeyeceğini savunarak, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacının sözleşme hükümlerinin kendisine yüklediği yükümlülüğü yerine getirerek 05.01.2007 tarihinde kiralananı tahliye ettiği, bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin 4. maddesinde öngörülen tazminatın ödenmesi gerektiği belirtilerek, Borçlar Kanununun 161/son maddesinde düzenlenen, "Hakim, fahiş gördüğü cezaları tenkis ile mükelleftir" hükmü de göz önünde bulundurulmak suretiyle, davanın kısmen kabulüne, fahiş görülen 30.000,00 YTL ceza-i şart tazminatı resen tenkis edilerek 20.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1.Dava, sözleşmeden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, davalıya ait işyerinin, 01.06.1994 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile davalı tarafından davacıya kiralandığı, sözleşme devam ederken, taraflar arasında 12.10.2006 tarihli kiralananın tahliyesine ilişkin “Sözleşme ve Tahliye Taahhüdü” başlıklı bir sözleşmenin daha imzalandığı, uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, sözleşmede kararlaştırılan koşulların gerçekleşip 2010/3580-12684 gerçekleşmediği, dolayısıyla da davalının tazminat ödemekle yükümlü olup olmadığı hususuna ilişkindir. Söz konusu sözleşmenin (A) bendinde, “Kiracı, mecuru 5.1.2007 tarihinde tahliye edip boş olarak kiraya verene teslim edecek, kiraya veren de, gerek tahliye ve gerekse aşağıdaki şartlar da gerçekleştirilirse kiracıya 30.000.000.000 TL tazminat ödeyecektir.” Hükmü mevcut olup, takip eden (1), (2) ve (3) no’lu bentlerinde de, özetle tahliye tarihine kadarki kira paralarının ödeneceği, kiralananın sağlam olarak teslim edileceği, kiracıya ait eşyaların mecura zarar vermeden sökülüp götürüleceği, ayrıca elektrik, su, çevre temizlik vergisi, apartman aidatı vb. gibi kiracı tarafından ödenmesi gereken giderlerden dolayı borcun bulunmadığının tevsik edileceği belirtilmiş, sözleşmenin 4. maddesinde de, "Yukarıdaki şartlar harfiyen yerine getirildiğinde kararlaştırılan tazminat 30.000,00 TL (Otuzbin YTL) kiracıya def'aten ödenecektir. Yukarıdaki şartlardan herhangi biri 05.01.2007 tarihine kadar yerine getirilmezse bu sözleşme yok sayılacaktır." Hükmüne yer verilmiştir. O halde sözleşmenin açıklanan hükümlerine göre, davacı kiracının tazminat isteyebilmesi için, kiralananı 5.1.2007 tarihinde tahliye edip, boş olarak kiralayana teslim etmesi gerektiği gibi, sözleşmenin diğer şartlarını da yerine getirmesi zorunludur. Hemen belirtmek gerekir ki, kiralananın usulüne uygun olarak tahliye edilip, anahtarlarının da kiralayana teslim edildiğini ispat yükü, kiracıya aittir. Somut olayda davacı, kiralananı tahliye ederek, anahtarları davalıya teslim ettiğini yasal delillerle kanıtlamakla yükümlü olup, mahkemenin kabulünün aksine bu hususta tanık beyanlarına itibar edilemez. Bu nedenle ispat yükü kendisine düşen davacıdan bu konudaki tüm delilleri sorulup, sonucuna göre, sözleşmede öngörülen tarihte tahliyenin gerçekleştirilip, gerçekleştirilmediği belirlenmelidir. Öte yandan davalı, kiralananın hor kullanıldığını, kira, aidat, elektrik, su gibi giderlerinin de ödenmediğini belirterek, sözleşmedeki diğer şartların da yerine getirilmediğini savunmuşsa da, davalının bu savunması konusunda mahkemece herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. O halde mahkemece yukarda açıklanan hususlar göz önünde bulundurularak, taraflar arasında imzalanan 12.10.2006 tarihli sözleşmede öngörülen tüm şartların yerine getirilip getirilmediği incelenip, değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2.Yukarıda açıklanan bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.