(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2010/1573 E. , 2010/5003 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan gelen olmadığından incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 1.2.2001 tarihli sözleşme ile davalıdan 37.000,00 Mark karşılığında taşınmaz satın aldığını, satış bedelinin 16.000,00 Marklık kısmını ödediğini, kalan miktarı ise davalının inşaatı yarım bırakması nedeniyle ödemediğini, yapılmayan imalatları kendisinin tamamladığını, davalının ise daireyi tapuda üçüncü kişiye devrettiğini, daha önce davalı tarafından, Gaziosmanpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde “müdahalenin men’i ve ecrimisil” talebiyle aleyhine açılmış olan davanın da reddedildiğini ileri sürerek, gerek ... olduğu satış bedelinin iadesi, gerekse taşınmaza yapmış olduğu faydalı masrafların tahsili için başlatmış olduğu icra takiplerine yapılan itirazların iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı, satış bedeli olarak ödenen 16.000 Markı iade etmeye hazır oluğunu, davacının başka bir alacağı bulunmadığını, sözleşmenin geçersiz olup, taşınmazda yapılan tüm işleri de kendisinin yaptığını savunarak, davanın kısmen reddini dilemiştir. Mahkemece, 1. İcra Müdürlüğünün 2005/10677 sayılı takip dosyası nedeniyle davalılar tarafından mahkeme veznesine depo edilen paranın ödenmek suretiyle bu dosyanın infazına, diğer dosya ile ilgili yapılan takibin ise 4.522,00 YTL üzerinden devamına, fazla taleplerin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dava, İcra İflas Kanununun 67. maddesinde düzenlenen “itirazın iptali” istemine ilişkindir. itirazın iptali davası, müddeabihi, alacaklının takip konusu yaptığı alacağın, itiraza uğrayan kısmı olan normal bir eda davasıdır. Eda davalarında olduğu gibi, mahkemenin “davanın reddi” ya da “kabulü” yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi; davanın kabulü halinde de borçlu, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. (Bkz....T.18.4.2007, E.2007/19-159; K.2007/220 sayılı kararı) Bu nedenledir ki mahkeme, itirazın iptali davasında; tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır. Öte yandan İtirazın iptali davası açılmasındaki amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Bu nedenle itirazın iptali davası açıldıktan sonra yapılan ödemeler, takip dosyasının infazı sırasında göz önünde bulundurulacağından, icra takibi ile talep edilen asıl alacak, faiz, faiz oranı, faizin başlangıç tarihi ve diğer tüm taleplerle ilgili açık ve tereddüte yer vermeyecek şekilde hüküm kurulması zorunludur. Nitekim, HUMK’nun 388/son maddesinde de, kararın hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerekli olduğu açıklanmış, yine aynı Kanunun 389 maddesinde de, hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Dava konusu olayda, davacı alıcı tarafından, satış sözleşmesi nedeniyle ödenen bedelin iadesi ile satılana yapılan faydalı masrafların tahsili için satıcıya karşı ayrı ayrı başlatılan icra takiplerine vaki itirazın iptali istemi ile eldeki dava açılmış olup, namahkemece 1. İcra Müdürlüğünün 2005/10677 sayılı takip dosyası yönünden, “davalılar tarafından mahkeme veznesine depo edilen paranın davacıya ödenmek suretiyle bu dosyanın infazına” şeklinde hüküm kurulmuştur. Osya az yukarda da açıklandığı üzere, itirazın iptali davasında, takip tarihi itibariyle talep edilen asıl alacak ve diğer tüm taleplerle ilgili açık ve tereddüte yer vermeyecek şekilde hüküm kurulması gerekirken, takipteki tüm talepleri karşılamayan, İcra İflas Kanununun 67. ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388. maddesine aykırı olacak şekilde hüküm kurulumuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. 2010/1573-5003
2.Bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.