(Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/22854 E. , 2013/14790 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Taraflar arasındaki, kıdem, ihbar tazminatı ile maddi ve manevi tazminat alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı sebeplerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi ve davalı avukatınca da duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 18.06.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat..... geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
1.Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm, davacının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Taraflar arasında manevi tazminat yönünden uyuşmazlık söz konusudur. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)
Dosya içeriğine göre, davalı işyerinde uluslararası tır şoförü olarak çalışan davacının, işyeri temsilcilerinin de içinde olduğu ve yargılandığı suç örgütü kurmak ve bu örgüt faaliyeti çerçevesinde eroin ticareti yapmak suçlarından İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığı, ceza yargılaması sonucunda yurtdışına eroin maddesi göndermek üzere şirkete ait ... plakalı dorseye paketlenmiş ve kurulmuş mobilyaların gizli bölmelerine Adli Tıp Kurumu raporuna göre net ağırlığı 42.253 kg eroin maddesinin yurtdışına nakledilmek üzere yüklendiği, aracı yükleme yerinden alan davacının önceden verilen talimat gereği diğer şoför ...'e teslim ettiği, ...'in sürücülüğünü yaptığı ... plakalı dorsenin şüphe üzerine x-ray cihazına sokulması üzerine yoğunluk farkı sebebiyle yapılan araştırmada suça konu eroin maddesinin yakalandığı, davacının üzerine atılı suçlardan mahkumiyetine yeterli kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden beraatine karar verildiği, verilen bu karar davacı yönünden kesinleştiği, diğer sanıkların ise mahkumiyetine karar verildiği, olayda işveren temsilcilerinin kusurlu eylemlerinden dolayı suçlamaya maruz kalan davacının 16.01.2007-21.05.2007 tarihleri arasında tutuklu kaldığı anlaşılmaktadır. Olayın oluş biçimi, zararın niteliği gözetildiğinde manevi tazminatın kanuni şartları oluştuğundan takdir edilecek uygun miktarda manevi tazminata hükmolunması gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozma sebebidir.