20. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/02/2018
NUMARASI : 2014/489 E. - 2018/32 K.
GEREKÇE
Dava, markaya tecavüzün durdurulması, önlenmesi, maddi- manevi tazminat ve hükmü ilanı istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19.10.2016 tarih, 2005/7175 E. – 2006/10558 sayılı “...” kararı ile bu karardaki ilkeleri tekrar eden 11.11.2020 tarih, 2019/5145 E.-2020/4970 K. sayılı kararında açıklandığı üzere gerçek hak sahipleri yasal süreler içerisinde sonraki tarihli marka başvurusuna itiraz etmemiş veya hükümsüzlük davası açmamış olsalar bile, markayı tescil ettiren kişilerin, gerçek hak sahiplerinin önceye dayalı kullanımına karşı çıkamayacakları, aynı kararlarda, "bir markanın tescilinden önceki dönemde bu markanın aynısı veya benzerinin bir başkasınca tescilli marka aynı sınıf mal veya hizmetlerde sürekli bir şekilde kullanımı halinde, sırf sonradan tescil olunan markaya dayanarak, önceden beri var olan kullanımların önlenmesi “kazanılmış haklar” ilkesine ve TMK’nın 2. maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eder. Keza Türkiye’nin de tarafı olduğu TRIPs (Trade Related Intellectual Property Rights – Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları) Sözleşmesinin 16. maddesinde, marka sahiplerinin tescilli haklarına dayanarak üçüncü kişilerin markaya konu işareti veya benzerini tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden kullanmalarını önleme yönünde üstün hakka sahip oldukları belirtilmiş, ancak tescile dayalı bu üstün hakların, başkalarının daha önceye dayalı haklarını etkilemeyeceğine vurgu yapılmıştır." açıklamasına da yer verildiği, o halde bir markayı tescil ettiren kişinin, bu markanın aynısını ya da benzerini, tescil ettirdiği markanın koruma tarihinden önce fiilen kullanan ve bu suretle marka üzerinde hak sahibi olan kişinin kullanımına karşı çıkamayacağı, somut olayda da davalının, eğitim ve öğretim hizmetleri ile 42. Sınıf bilgisayar hizmetlerinin kombine edildiği online eğitim hizmetlerinde "..." ibaresini davacının marka tescilinden önce markasal biçimde, dava konusu edildiği şekilde kullandığının dosya kapsamına sunulan deliller ve HMK'nın 7251 sayılı Kanun'la değişik 353/1-b.3 maddesi kapsamında , istinaf incelemesi için Dairemize bulunan Ankara 4. FSHHM'nin 2014/405 esas sayılı dava dosyasından işbu dava dosyasına örneği alınan taraflar arasındaki e-mail yazışmalarından anlaşıldığı, davacının adına sonradan tescil ettirdiği aynı ibareli markaya dayalı olarak davalının kullanımına karşı çıkamayacağı, açıklanan nedenlerle mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, diğer taraftan davacı tarafça, delil olarak dayanılan ve Ankara 4. FSHMM'nin 2014/405 Esas sayılı dava dosyasında bulunduğu bildirilen taraflar arasında e-mail yazışmalarının incelenmediği bir istinaf itirazı olarak ileri sürülmüşse de, anılan dava dosyasının ilk derece mahkemesince celp edildiğinin ve o dava dosyası içeriğindeki e-mail yazışmalarının incelendiğinin 06/02/2018 tarihli duruşma tutanağından açıkça anlaşıldığı, ilk derece mahkemesince incelendiği anlaşılan e-mail yazışmalarının işbu dava dosyasında bulunmamasının kararın kaldırılmasını gerektirmediği, ayrıca davada vekille temsil olunan davalı taraf yararına, somut olayda objektif dava birleşmesi söz konusu olduğundan, reddedilen markaya tecavüzün durdurulması,önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden 3 ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 7251 sayılı Kanun'la değişik 353/1-b.3 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Alınması gereken 80,70 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 54,40 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 26,30 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3.İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/05/2022 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/06/2022
Başkan
Üye
Üye
Katip