1. Hukuk Dairesi
1. Hukuk Dairesi 2005/12494 E. , 2005/13832 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kurşunlu Asliye Hukuk Mahkemesi,
TARİHİ : 01/12/2004
NUMARASI : 2004/23-112
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, 09/06/1976 tarihli dayanak tapu kaydının kadastro çalışmaları sırasında yanlışlıkla 209 ada, 4 parsele revizyon gördüğünü, tapu kaydının revizyon görmesi gereken yerin kadastro harici bırakıldığını ileri sürerek tapu kaydı kapsamında kalan kadastro harici yerin 209 adada ayrı bir parsel olarak adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Davalılar; usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen yargılamaya katılmamışlardır. Mahkemece; davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü: -KARAR- Dava, kadastro harici bırakılan yerin tapu kaydına dayalı olarak tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece; davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği , toplanan delillerden ; çekişme dışı 209 ada, 4 parsel sayılı taşınmazın 04/03/1994 tarihinde tapu kaydına dayalı olarak paylı mülkiyet üzere davacılar adına tespit edilerek çap kaydının oluştuğu anlaşılmaktadır. Davacılar adlarına tespit edilene 4 parsel sayılı taşınmaza kadastro tespiti sırasında uygulanan tapu kaydının bu parsele yanlış uygulandığını, kaydın bu taşınmazla ilgisinin bulunmadığını çekişmeye konu edilen ve kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakılan yere ait olduğunu ileri sürerek adlarına tescilini istemişlerdir. Mahkemece; çekişme konusu yerin 1994 tarihinde tespit harici bırakıldığı dava tarihine kadar 3402 sayılı Yasanın 14 ve 17. maddelerinde öngörülen koşulların davacılar yararına gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacılar; mahkeme gerekçesinde kabul edildiği gibi çekişmeli taşınmazda zilyetlik yoluyla ve imar ihya nedeniyle mülk edinme koşullarının gerçekleştiğini değil tapu kaydına dayanmak suretiyle istekte bulunmuşlardır. Oysa mahkemece; tapu kaydının kapsamının belirlenmesi amacıyla hükme yeterli bir araştırma yapılmış değildir. Bilindiği üzere; harita ve krokisi bulunan tapu kayatlarına Medeni Kanunun 719, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi uyarınca kapsam belirleneceği kuşkusuzdur. Ancak böyle bir harita ve kroki yoksa veya uygulanabilir nitelik taşımıyorsa öncelikle tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm gittileri ile birlikte tapu sicil müdürlüğünden istenilmesi, gitti kayıtlarının yüzölçümlerinde veya sınırlarında bir değişiklik varsa dayandığı belgelerin incelenip, doğru ve yasal bir nedenin bulunup bulunmadığının araştırılması, doğru esasa dayanmıyorsa, ilk tesisindeki sınırlara itibar edilmesi, ayrıca uygulamada yararlanmak üzere varsa komşu taşınmaz kayıtlarının getirtilmesi, böylece yanların dayandığı, usulüne uygun olarak çıkarılmış tüm belgeler toplandıktan, dosya öteki yönlerden de keşfe hazır hale geldikten sonra yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişi veya bilirkişiler aracılığı ile uygulama yapılması, kayıtlardaki her sınır yerel bilirkişi veya bilirkişilerden sorulup arazi üzerinde tespit edilmesi; gerektiğinde sınırlar hakkında açıklayıcı doyurucu bilgiler alınması, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması, komşu taşınmaz kayıtlarının da aynı şekilde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi gerekir. Öte yandan sınırlar değişebilir nitelikte ise veya tam olarak kapanmayıp açık yönler kalıyorsa, kayda değişmez sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle miktarına göre kapsam belirlenmesi, ayrıca tapu fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilerden keşifte saptanan ilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı tam olarak yansıtan, infaza elverişli rapor ve kroki alınması zorunludur. Somut olaya gelince; davacıların dayanağı tapu kaydının hükmen oluştuğu kaydında yazılı olduğu halde mahkemece kaydın oluşumuna ilişkin dava dosyası ve varsa haritası getirtilmemiş ve yerinde uygulanmamıştır. Hal böyle olunca; öncelikle dayanak tapu kaydının esasını teşkil eden tescil ilamının ve buna bağlı olarak varsa haritasının temin edilmesi ondan sonra yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde iddia ve savunma doğrultusunda araştırma, inceleme ve uygulama yapılması, sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu üzere eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmiş olması doğru değildir. Davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK'nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene iade edilmesine, 26.12.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.