(Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2010/4494 E. , 2011/2555 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 116 ada 118, 119, 122, 124; 118 ada 51, 99, 100, 101 ve 126 ada 10 parsel sayılı 1529.87, 1513.89, 1070.24, 11443.82, 19558.80, 14577.93, 6526.49, 4036.48 ve 4392.86 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, zilyetleri yararına edinme koşullarının gerçekleşmediği gerekçesi ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı ..., satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, 116 ada 118, 119, 122, 124; 118 ada 51, 99, 100, 101 ve 126 ada 10 sayılı parsellerin davacı ... adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14.maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmadığı gibi kabule göre belgesiz edinilebilecek taşınmaz miktarı ile ilgili sınırlamalar dikkate alınmamıştır. Taşınmazların kadastro tespitleri, ... tarafından 2001 yılında imar ve ihya edildikleri ve zilyetlikle mülk edinme süresi dolmadığından bahisle Hazine adına yapılmıştır. Keşifte dinlenen yerel bilirkişiler ve tespit bilirkişisi beyanlarında, taşınmazların öncesinin ... isimli şahsa ait olduğunu, 40-45 yıl öküz ile sürmek suretiyle kullanıp, 5-6 yıl önce sattığını belirtmişler; duruşmada dinlenen diğer tespit bilirkişileri ise tutanağın edinme sebebinin doğru olduğu, taşınmazlardan 2001 yılından önce tamamının kullanım olmadığı yönünde beyanlarda bulunmuşlardır. Tespit bilirkişilerinin taşınmaz başında dinlenmemiş olması doğru olmadığı gibi, beyanlar arasında ortaya çıkan çelişkilerin giderilmesi yoluna gidilmeden karar verilmiş olması da isabetsiz olup, ayrıca ziraat bilirkişi raporları taşınmazların niteliğinin belirlenmesi yönünden yeterli bulunmamaktadır. Doğru sonuca varılabilmesi için; öncelikle taşınmazlara komşu parsellerin tamamının kadastro tespit tutanakları ile dayanağı kayıtlar, eski tarihli memleket haritaları ve hava fotoğrafları getiritilerek dosya ikmal edildikten sonra, mahallinde taşınmazları iyi bilen, elverdiğince yaşlı ve tarafsız kişiler arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve tüm tespit bilirkişileri, üç kişilik uzman ziraat bilirkişi kurulu ve fen bilirkişisinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır. Yerel bilirkişi ve tanıklar her taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenilerek, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kime ait olduğu, kim tarafından, ne zamandan beri, ne suretle kullanıldığı hususları etraflıca sorularak maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı, yargılama sırasında toplanan delillerin tutanakların edinme sebebi sutünunda yazılı beyanlara aykırı bulunması halinde tüm tespit bilirkişileri taşınmazlar başında aynı yöntemle dinlenmek suretiyle aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, tespit bilirkişileri ve yerel bilirkişi beyanları arasında çelişki olması halinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkinin giderilmesine çalışılmalı, mahkemenin taşınmazların niteliği ve toprak yapısı hakkındaki ayrıntılı gözlemi keşif tutanağına geçirilmeli, 3 kişilik, ziraat mühendisleri kurulundan çekişmeli taşınmazların niteliği, toprak yapısı, komşu parsellere göre arz ettiği özellikler, imar ve ihyasının ne zaman tamamlandığı, ne zamandan beri ekilip biçildiği hususlarında bilimsel verilere dayalı ayrıntılı rapor alınmalı, taşınmazları tüm yönleriyle gösterecek fotoğrafları çektirilmeli, fen bilirkişisine, fotoğraflar üzerinde çekişmeli taşınmazların sınırları kabaca işaretlettirilerek taşınmazlara aidiyeti onaylanan fotoğraflar da rapora eklenmeli, fen bilirkişisinden ayrıca taşınmazların 2001 yılından öncesinde de ekilip biçildiğinin tespiti yönünden eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritalarındaki durumlarını açıklayan ve keşfi takibe imkan veren şekilde rapor alınmalı, davacının eklemeli zilyetliğinin bulunması ve bağımsız zilyetliğinin tespite dek 20 yıla ulaşmadığı sonucuna varılması halinde, taşınmazların önceki zilyedi yönünden de 3402 sayılı Yasa’nın 14.maddesi uyarınca belgesiz araştırması yapılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi kabule göre de, davacı adına belgesiz olarak tespit edildiği bildirilen 113 ada 2, 116 ada 79, 118 ada 8, 134 ada 52, 141 ada 1 ve 144 ada 11 sayılı taşınmazlara uygulanan adi satış senetleri 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14/son maddesinde sayılan belgelerden olmadığı halde taşınmazlar belgeli kabül edilerek ve davacı adına tespit edilen 115 ada 32, 116 ada 47, 140 ada 14 sayılı parsellere uygulanan tapu kayıtları değişebilir nitelikle sınırlı olup miktarları ile geçerli olduğu, miktar fazlasının belgesiz sayılması gerektiği halde bu parsellerin de tamamı belgeli kabül edilerek, davacı adına 100 dönümden fazla taşınmaz tescil edilmiş olması da isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 06.05.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.