(Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2011/1384 E. , 2011/1213 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 141 ada 1 parsel sayılı 3.000.710,53 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, malikinin kim olduğunun bilinemediği, kimse tarafından mülkiyet iddiasında bulunulmadığı belirtilerek, hali arazi niteliği ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacılar ... ve arkadaşları kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, taşınmazın fen bilirkişisinin 05.06.2006 tarihli rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 224975,69 metrekare yüzölçümündeki bölümünün kadastro tespitinin iptali ile aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle ve eşit paylarla davacılar adına tesciline, taşınmazın geriye kalan bölümünün mera niteliği ile davalı Hazine adına tespiti ile mera özel defterine kaydedilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece fen bilirkişisinin rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen bölüm yönünden davacılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği, aynı krokide (B) ve (C) harfi ile gösterilen bölümlerin ise mera niteliğinde bulunduğu belirtilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Mahallinde yapılan keşifler ve keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporları arasında taşınmazın niteliği ve zilyetliğin sürdürülüşü yönünden çelişkiler bulunmaktadır. Davacıların taşınmazı satın aldıkları kabul edilmesine karşın ilk maliklerden itibaren taşınmaz üzerindeki zilyetlik zinciri araştırılmamış, tespit bilirkişilerinin tamamı mahallinde dinlenilmemiş olduğu gibi, çekişmeli taşınmaz hali arazi niteliği ile tespit edildiği ve Hazinenin taşınmazın niteliğine yönelik davası olmadığı halde taşınmazın niteliği de değiştirilmek suretiyle dava edilen bölüm dışında kalan alanın mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmesi de yerinde değildir. O halde, mahkemece doğru sonuca ulaşılabilmesi için, komşu köylerden seçilecek üç kişilik mahalli bilirkişi, zilyetlik tanıkları, üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu ve hayatta olan tespit bilirkişilerinin katılımı ile taşınmazın başında yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte taşınmazın dört tarafını gösterir fotoğrafları çektirilerek, ziraatçi bilirkişi kurulundan taşınmazın toprak yapısı ve niteliği hususunda ayrıntılı rapor alınmalı, dinlenecek bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kamu orta malı ve mera niteliğini taşıyıp taşımadığı, kim tarafından hangi tarihten beri ne suretle tasarruf edildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, taşınmaz üzerinde zilyet bulunanlar yönünden 3402 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde yer alan belgesiz edinilebilecek taşınmaz miktarları ile ilgili sınırlamalar göz önüne alınarak gerekli araştırma yapılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre davaya konu edilen (A) harfi ile gösterilen bölüm hakkında karar verilmeli, dava edilmeyen ve krokide (B) ve (C) harfi ile gösterilen bölümler hakkında Hazinenin taşınmazın niteliğine yönelik davası bulunmadığı dikkate alınarak bu bölümlerin tespit gibi Hazine adına tesciline karar verilmelidir. Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınmadan, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalı Hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 11.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.