(Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2013/27565 E. , 2013/20882 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 18.10.2010 tarihinde çalışmaya başladığını, iş sözleşmesinin 23.12.2011 tarihinde tazminatsız olarak haklı bir sebebe dayanmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süreye ilişkin ücret ve diğer haklarının belirlenmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, davacının iş sözleşmesinin güven, doğruluk ve bağlılık kurallarına uymayan davranışları sebebiyle 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II-e maddesi uyarınca haklı nedene dayalı olarak feshedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının farklı tarihlerde doldurulan aktivite formlarına aynı semt, aynı telefon numarası ve farklı soyadlar belirtilerek Bahadır isimli müşteriyi 5 defa ziyaret ettiğine dair bilgi kaydetmesi, ancak davacının aslında aktivite yapmadığı ve görüşme yapmadığı halde görüşme yapmış gibi gösterdiği için iş sözleşmesinin feshedildiği, feshe konu kişinin davacı tanığı Ömer Bahadır olduğu anlaşılması ve tanık beyanında davacının kendisini 5 ya da altı kez ziyaret ettiğini belirtmesi, feshin geçerli nedene dayandığını da işverenin ispat edemediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. 4857 sayılı İş Kanununun 25. maddesinin II. bendinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığında işverenin haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır. Yine aynı maddenin II. bendinin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkanı verdiği ifade edilmiştir.
Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkanı tanımaktadır. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davacının iş sözleşmesinin; 23.12.2011 tarihinde kasıtlı olarak üstlerine yanlış bilgi verdiği, işverenin güvenini kötüye kullanıldığı, doğruluk ve bağlılık kurallarına aykırı davrandığı, gerekçesiyle feshedildiği, anlaşılmaktadır.
20.12.2011 tarihli tutanakta, satış yöneticisinin davacının Bahadır isimli kişiyi yine aktivite planlamasına yazması üzerine görüşme detaylarını davacıya sorduğunda, davacının aktivite yapmadığını, özel bir işini halletmeye gittiğini beyan ettiğinin belirtildiği, satış yöneticisinin tanık olarak alınan beyanında da raporlamalarda davacının aynı müşteriyi değişik semtlerde birden fazla yazdığının tespit edildiğini, ayrıca davacının görüşmeye gitmediğini, özel bir işi nedeniyle kendisi ile görüşmüş gibi göstererek yanlış beyanda bulunduğunu söylediğini beyan ettiği, söz konusu olayın mahiyeti ve tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde davacının davranışının güven ilişkisini zedeler nitelikte olduğunun, bu nedenle yapılan feshin geçerli sebebe dayandığının kabulü gerekir. Hal böyle olunca, davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
1.Yerel mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.Davanın REDDİNE,
3.Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4.Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 132,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6.Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 07.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.