Aramaya Dön

(Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi

Esas No
E. 2012/10064
Karar No
K. 2013/9435
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Trafik Hukuku

(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi         2012/10064 E.  ,  2013/9435 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekili ve ihbar olunan ... Japan Sigorta A.Ş vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R-

Davacı vekili, davalıların sürücüsü ve işleteni oldukları aracın, 25.10.2005 tarihinde yol kenarında durmakta olan müvekkiline çarparak onun ağır derecede yaralanmasına ve sakat kalmasına neden olduğunu belirterek 10.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuştur.

Davacı vekili tarafından 12.07.2011 tarihli ıslah dilekçesi verilerek maddi tazminat istemi, yargılama sırasında düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda artırılmış ve toplam 127.721,85 TL maddi tazminat istenmiştir. Davalılar ise, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.

Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davalı sürücünün tam kusurlu olduğu benimsenmiş ve “...davanın kabulü ile 127.721,85 TL maddi tazminat ve 10.000,00 TL manevi tazminata...” karar verilmiştir. Karar, davalılar vekili ve ihbar olunan ... Japan Sigorta A.Ş vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1.Usul hükümlerine göre, davada taraf olmayan bir kimsenin lehine veya aleyhine hüküm tesis edilmesi mümkün değildir.

Bu kural uyarınca, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen taraf, dava açıldıktan sonra ek bir dilekçe ile davaya dahil edilemeyeceği gibi ıslah yolu ile dahi taraf değiştirilemez. Keza, HUMK'nun 49 ve devamı maddelerince, ihbar olunan kimse davada, davalı sıfatını kazanmadığından aleyhine hüküm kurulamaz. Somut olayda; dava, ... Japan Sigorta A.Ş'ne ihbar edilmiştir. Bu durumda, davacı tarafından ihbar olunan hakkında usulüne uygun açılmış bir dava olmadığı halde, kararda davalı olarak gösterilerek aleyhine hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

2.Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarına gelince; dava, trafik kazası sonucu yaralanma ve sakat kalma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dava dilekçesinde, dava konusu trafik kazası sonucu yaralanarak sakat kalan davacının inşaat mühendisi olduğu ve yeni işe başladığı ileri sürülerek maddi tazminat istenmiştir. Yargılama sırasında alınan Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulu raporunda davacının meslekte kazanma gücünü % 18 oranında kaybettiği belirlenmiştir. İnşaat Mühendisleri Odası tarafından mahkemeye gönderilen cevabi yazıda, yeni işe başlayan bir inşaat mühendisinin olay tarihi itibariyle net maaşının 850,00 TL olabileceği bildirilmiştir. Mahkemece, davacının inşaat mühendisi olarak çalıştığı, kazanç elde ettiği benimsenmiş ve bilirkişi raporunda da İnşaat Mühendisleri Odasından gönderilen cevabi yazıda bildirilen gelir esas alınarak net asgari ücretin 2,2 katı üzerinden hesaplama yapılmış, davacının sürekli iş göremezlik zararının 127.721,00 TL olduğu bildirilmiştir. Mahkemece de bu miktar maddi tazminata karar verilmiştir.

Böyle bir davada gerçek zararın belirlenmesi için, öncelikle davacının sağlığında ne iş yaptığının ve bu işten elde ettiği/edebileceği gelirinin daha net kriterlerle ortaya konulması gerekmektedir. Dosya kapsamında ise, davacının inşaat mühendisi olduğuna ve yeni işe başladığına ilişkin hiç bir delil bulunmamaktadır. Şu durumda; mahkemece, öncelikle davacıya bu konuda ispat imkanı verilmesi, sağlığında inşaat mühendisi olarak çalışıp kazanç elde ettiğine ve kazancının, Net asgari ücret üzerinde olduğuna ilişkin varsa delillerini bildirmesinin istenmesi ve bu konu ile ilgili kuruluşlara (vergi dairesi, bağlı bulunduğu oda, çalıştığı işyeri kayıtları, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları,vb...) yazı yazılarak muhtemel gelirin tespit edilerek bu miktara göre tazminatın belirlenmesi gerekirken, sadece davacının bu yöndeki iddiası ile yetinilerek yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir

3.Dosya içinde mevcut ve üzerinde kesinleşme şerhi bulunmayan ceza mahkemesi kararına göre, davalı sürücünün tam kusurlu olduğu kabul edilerek cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Davacı vekilinin açıklamalarından da ceza mahkemesi kararının temyiz edildiği, usulden bozulduğu ve ceza yargılamasının halen devam ettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, eldeki davada kusur yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmış, Karadeniz Teknik Üniversitesi'nden bir öğretim üyesi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, "...davalı sürücünün % 50, davacının da % 50 oranında kusurlu oldukları..." yönünde görüş bildirilmiştir.

Davacı vekilinin bu rapora itiraz etmesi üzerine aynı bilirkişiden alınan ek raporda ise, "...ilk bilirkişi raporunun düzenlenmesinden sonra duruşmada dinlenilen davacı tanığının beyanına göre davalı sürücünün tam kusurlu olabileceği, ancak bu tanık beyanı, maddi delillerle doğrulanmadığından davalı sürücünün tam kusurlu olduğu yönünde kesin bir kanaate varılamadığı..." belirtilmiştir. Bu bilirkişi raporu, kesin bir kanıyı içermediği için hüküm kurmaya elverişli değildir. Ayrıca, aynı bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporu ile ek rapor arasında kusur oranları yönünden çelişki meydana gelmiştir. Mahkemece, bu çelişki giderilmeden davalı sürücünün tam kusurlu olduğu benimsenerek davanın kabulüne karar verilmiştir.

O halde, mahkemece dosyanın İstanbul Teknik Üniversitesi ya da Karayolları Fen Heyeti gibi kuruluşlardan oluşturulacak yeni bir uzman bilirkişi kuruluna tevdii edilerek, kaza tespit tutanağı,yol durumu, tanık ifadeleri, resimler, çarpışma noktası, mevcut bilirkişi raporları, ceza davası ve tüm dosya kapsamı birlikte irdelenmek suretiyle, raporlar arasında kusur oranları yönünden meydana gelmiş olan çelişkilerin giderilerek, davalı sürücünün kusur oranının duraksamaya yer vermeyecek şekilde yeniden tespiti için rapor alınması ve dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilip kazanılmış haklar da dikkate alınarak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.

4.Bu bozma nedenine göre davalılar vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, mahkemece, hakkında usulüne uygun açılmış bir dava olmadığı halde aleyhine hüküm kurulan, ihbar olunan ... Japan Sigorta A.Ş vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, (4) nolu bentte açıklanan nedenlere, davalılar vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar ve ihbar olunan ... Japan Sigorta A.Ş.ne geri verilmesine 20.6.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Trafik Hukuku
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog