Esas No
E. 2009/8937
Karar No
K. 2009/11821
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku
Aramaya Dön
YARGITAY

1. Hukuk Dairesi

E. 2009/8937 K. 2009/11821 T.
Karar Sonucu BOZULMASINA
Resmî Atıf Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2009/8937, K. 2009/11821, T. 12.11.2009
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2009/8937
Karar No
2009/11821
Karar Tarihi
12.11.2009
Dava Türü
Hukuk
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

1. Hukuk Dairesi         2009/8937 E.  ,  2009/11821 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ANTALYA 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 28/11/2007

NUMARASI : 2006/240-2007/471

  

Taraflar arasında görülen davada;

Davacı hazine, 1. derece doğal sit alanı içersinde yer alan dava konusu 6110 ada 9 parsel sayılı taşınmazın geldisini teşkil eden 930 sayılı kadastral parselin Şubat 307 tarih 132 nolu 20.000 m2’lik tapu kaydına istinaden 25.000 m2 olarak davalı bayii adına tespit ve tescil edildiğini, dayanak tapu kaydının doğu sınırının bataklık ve göl olduğunu, sınırlarının genişletilmeye elverişli bulunduğunu, daha sonra ifrazen 9 parsel numarasını aldığını ileri sürerek tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Davalı, parselin imar gördüğü, imar işlemi iptal edilmedikçe davanın görülemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, miktar fazlasının öncesinin bataklık kuru göl yatağı ve 1. derece doğal sit alanı olduğu, zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile tapunun iptal ve tesciline karar verilmiştir.

Karar, davalı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi  raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, duruşma isteğinin değerden reddiyle gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, tapu kayıt miktar fazlasının devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan yerlerden olduğu iddiası ile açılan tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın kayıt miktar fazlasının bataklık, kuru göl yatağı ve birinci derece doğal sit alanı olduğu gerekçesi ile  tapusunun iptali ile davacı hazine adına tesciline karar verilmiştir.

Hükmü, davalı temyiz etmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu taşınmazın geldisini teşkil eden 930 sayılı kadastral parselin tespitinin 21.3.1958 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 28.4.2006 tarihlerinde açıldığı anlaşılmaktadır.

Her nekadar, çekişmeli taşınmazın kayıt miktar fazlası olan bölümlerinin devletin hüküm ve tasarrufu altında ve kamu malı niteliğinde özel mülkiyete konu olamayacak ( 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 16/C maddesi gereğince) yerlerden olduğu keşfen saptanmış ise de; 25.2.2009 tarihinde kabul edilip, 14.3.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile 3402 Sayılı Yasanın 12. maddesinin 3. fıkrasına eklenen "bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmasızın uygulanır" ve 3. maddesi ile eklenen geçici 10. maddesinin " bu kanunun 12. maddesinin 3. fırkası hükmü devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır" şeklindeki hükmü gözetildiğinde kadastro tespitinin kesinleştiği tarih olan 21.3.1958 ile davanın açıldığı tarihler arasında 3402 Sayılı Yasanın 12.maddesinde sözü edilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu sabittir.

Hemen belirtilmelidir ki; kural olarak sonradan yürürlüğe giren yasa hükümlerinin ve İçtihadı Birleştirme Kararlarının kazanılmış hak (usulü müktesep hak) ilkesinin 28.6.1960 tarih, 21/9 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince istisnai niteliği gereği kesin hüküm halini almamış eldeki davalarda da gözetilmesi ve uygulanması gerekeceği tartışmasızdır. Öte yandan, yürürlüğe konulan hükümler kamu düzeniyle ilgili bulunduğundan ve re'sen gözetilmesi gerektiğinden somut olayda, aleyhe bozma yasağı ilkesinin de uygulanma yeri bulunmadığı izahtan varestedir.

Hal böyle olunca; yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gözetilerek davanın hak düşürücü süreden dolayı reddine her  davanın  açıldığı  tarihteki  koşullara  tabi  olacağı  ilkesi  karşısında  mahkemece  yapılan   araştırma, uygulama sonunda miktar  fazlası yönünden davalı  tarafın davada  haksızlığı ortaya  çıktığına  göre  yargılama giderlerinden ve  avukatlık  ücretinden  davalı  tarafın  sorumluluğuna  karar verilmek üzere hüküm bozulmalıdır. Davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın  temyiz edene  geri  verilmesine, 12.11.2009  tarihinde  oybirliğiyle  karar  verildi.                 

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog