Esas No
E. 2009/10531
Karar No
K. 2009/11871
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

1. Hukuk Dairesi         2009/10531 E.  ,  2009/11871 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : EDREMİT 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 16/04/2009

NUMARASI : 2007/657-2009/244

Taraflar arasında görülen davada;

Davacı, davalılar adına kayıtlı 213 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürerek tapu iptal ve yıkım isteklerinde bulunmuştur. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, çekişmeli taşınmazın belirlenen kıyı- kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı iddiasına dayalı tapu iptal ve yıkım isteklerine ilişkindir. Mahkemece, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre; çekişme konusu 213 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin 3.10. 1975 'de yapıldığı, 26.12.1979' da kesinleştiği ve davanın 13.12.2007 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.

Her nekadar, nizalı taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içinde kalan bölümü devletin hüküm ve tasarrufu altında ve kamu malı niteliğinde özel mülkiyete konu olamayacak (Anayasanın 43, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 16/C maddesi gereğince) yerlerden olduğu keşfen saptanmış ise de; 25.2.2009 tarihinde kabul edilip, 14.3.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile 3402 Sayılı Yasanın 12. maddesinin 3. fıkrasına eklenen "bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmasızın uygulanır" ve 3. maddesi ile eklenen geçici 10. maddesinin " bu kanunun 12. maddesinin 3. fıkrası hükmü devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır" şeklindeki hükmü gözetildiğinde kadastro tespitinin kesinleştiği tarih olan 26.12.1979 ile davanın açıldığı tarih arasında 3402 Sayılı Yasanın 12.maddesinde sözü edilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu sabittir.

Öte yandan bilindiği üzere; bir taraf, dava açıldığı andaki mevzuata ve içtihat durumuna göre davasında haklı olup da , dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren (geçmişe etkili) yeni bir yasa hükmü ya da yeni bir İnançları Birleştirme Kararı gereğince davayı kaybederse, davada haksız çıkmış olmasına rağmen,yargılama giderlerine mahkum edilemez.

Anılan bu kural yasal ve yargısal uygulama kararlılık kazanmıştır.(Baki Kuru, Hukuk Usulü Muhakemeleri 5. Cilt, sayfa 5338, dipnot 159;

10.H.D. 21/12/1976,8770/8739 ve dipnot 160;

5.H.D. 12/091977,5445/5655 dipnot 161;

10.H.D. 24/02/1976, 6296/1297) Her dava açıldığı tarihdeki koşullarla bağlıdır. Öte yandan avukatlık ücreti 04.09.1957 tarih ve 4/16 Sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca yargılama giderlerinden sayılır. Davacı Hazine temyiz dilekçesinde sair nedenlerden söz etmek suretiyle bu hususa değinmiştir.

Hal böyle olunca, somut olayda; mahkemece yapılan keşif sonucu çekişmeli bölümün kıyı kenar çizgisi içinde bulunduğu ve dava tarihinde davacı Hazinenin haklı olduğu anlaşıldığına ve yargılama sırasında yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa gereğince dava reddedildiğine göre davalının tüm yargılama giderlerinden ve avukatlık ücretinden sorumlu tutulması gerekirken aksine yazılı düşüncelerle hüküm kurulması isabetsizdir.Davacının temyiz itirazları açıklanan nedenden ötürü, davacı Hazinenin ise yukarıda değinilen yargılama giderleri ve avukatlık ücretinden ötürü temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlere hasren HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.