1. Hukuk Dairesi
1. Hukuk Dairesi 2009/6734 E. , 2009/8540 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : KÜÇÜKÇEKMECE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/11/2008
NUMARASI : 2006/724-2008/633
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, 19765 parsel sayılı taşınmazda kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılmasına ilişkin olarak babası N...'e verdiği vekaletnamenin, dava konusu 14958 parsel sayılı taşınmazdaki payının annesi davalıya satışında kullanıldığını, vekile bu taşınmazın satışı için vekalet vermediğini, satışın geçersiz olduğunu ileri sürerek, tapu iptal ve tescile karar verilmesini istemiştir. Davalı Tapu Sicil Müdürlüğü, husumet ve zamanaşımı nedeniyle, davalı M... ise, davacının satıştan uzun süredir haberdar olduğunu belirterek, davanın reddini savunm<uşlardır. Mahkemece, davacının çekişme konusu taşınmaz için satış yetkisi vermediği halde satışın gerçekleştirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Davacı, babası N..'e 19765 parsel sayılı taşınmaz için satış yetkisini içeren vekaletname verdiğini, ne varki çekişmeli 14958 parsel sayılı taşınmazdaki payının sözü edilen 20.08.1990 tarihli vekaletname kullanılmak suretiyle davalıya devredildiğini ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Gerçekten Bakırköy 8. Noterliğince düzenlenen 20.08.1990 tarih ve 49801 Yevmiye numaralı vekaletname içeriği incelendiğinde, dava konusu taşınmazla ilgili herhangi bir tasarruf yetkisinin vekile tanınmadığı, buna karşın temlik işleminin gerçekleştirildiği görülmektedir. Mahkemece, belirlenen olgu gözetilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.
Öte yandan, işlemi yapan tapu sicil memurunun yolsuz tescilin oluşmasında kusuru bulunduğu da gözetildiğinde gerek TMK'nun 1007. maddesi ve gerekse B.K.nun 55. maddesi ile Hazine'nin devlet memurunun kusurlu işlemlerinden dolayı kusursuz sorumluluğuna ilişkin 27.03.1957 tarih, 1/3 sayılı ve 15.03.1944 tarih ve 13/8 sayılı İnançları Birleştirme Kararları nedeniyle davada Hazine'ye de husumet düşeceği kuşkusuzdur. Ancak, dava değeri dava dilekçesinde 5.100.-TL olarak gösterilmiş, yargılama sırasında 08.11.2007 havale tarihli dilekçe ile dava ıslah edilmiş ve 650.000.-TL değere göre harç tamamlanmıştır.
Hal böyle olunca, davacı yararına 08.11.2007 tarihli ıslah dilekçesinde gösterilen değer ve davacının payı da gözetilrnek suretiyle saptanacak değer üzerinden avukatlık parasına hükmedilmesi ve buna göre hesaplanacak harcın, davalı Hazine'nin harçtan muaf olması nedeniyle davalı kişiden tahsiline karar verilmesi gerekirken, dava boyunca birden fazla ıslah yapılamayacağına ilişkin HUMK'nun 83. maddesi hükmü gözardı edilerek ikinci ıslah dilekçesine göre harç ve vekalet ücretinin hüküm altına alınması doğru değildir. Davalıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedene hasren HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 16.07.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.