Esas No
E. 2010/9546
Karar No
K. 2010/10543
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku
Aramaya Dön
YARGITAY

1. Hukuk Dairesi

E. 2010/9546 K. 2010/10543 T.
Karar Sonucu BOZULMASINA
Resmî Atıf Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2010/9546, K. 2010/10543, T. 18.10.2010
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/9546
Karar No
2010/10543
Karar Tarihi
18.10.2010
Dava Türü
Hukuk
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

1. Hukuk Dairesi         2010/9546 E.  ,  2010/10543 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : SAMANDAĞ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 01/12/2005

NUMARASI : 2004/395-2005/539

Taraflar arasında görülen davada;

Davacı, davalılar adına tapuda kayıtlı 1203 nolu parselin  kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile terkinine karar verilmesi isteminde bulunmuştur. Davalıların bir kısmı, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne   karar verilmiştir.

Karar, davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik  Hakimi    raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. Dava,  3621 Sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptali ve taşınmazın sicil kaydının kütükten terkin isteklerine ilişkindir. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesiyle  davanın kabulüne karar  verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu taşınmazın kadastro tespitinin 28.02.1937 tarihinde kesinleştiği, davanın  ise 28.06.2004  tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.

Her nekadar, çekişmeli taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içinde kaldığı, devletin hüküm ve tasarrufu altında ve kamu malı niteliğinde özel mülkiyete konu olamayacak (Anayasanın 43, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 16/C maddesi gereğince) yerlerden olduğu keşfen saptanmış ise de; 25.2.2009 tarihinde kabul edilip, 14.3.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile 3402 Sayılı Yasanın 12. maddesinin 3. fıkrasına eklenen "bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmasızın uygulanır" ve 3. maddesi ile eklenen geçici 10. maddesinin " bu kanunun 12. maddesinin 3. fırkası hükmü devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır" şeklindeki hükmü gözetildiğinde kadastro tespitinin kesinleştiği tarih olan 28.02.1937 ile davanın açıldığı tarih arasında 3402 Sayılı Yasanın 12.maddesinde sözü edilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu sabittir.

Hemen belirtilmelidir ki; kural olarak sonradan yürürlüğe giren yasa hükümlerinin ve İçtihadı Birleştirme Kararlarının kazanılmış hak (usulü müktesep hak) ilkesinin 9.5.1960 tarih, 21/9 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince istisnai niteliği gereği kesin hüküm halini almamış eldeki davalarda da gözetilmesi ve uygulanması gerekeceği tartışmasızdır.

Hal böyle olunca; yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gözetilerek davanın hak düşürücü süreden dolayı reddine; her dava açıldığı tarihteki koşullara tabi olacağı ve 28.11.1997 tarih 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince belirlenen kıyı kenar çizgisine göre davacının dava tarihi itibarıyla davasında haklı olduğu gözetilerek yargılama giderlerinden ve bu giderlerden sayılan avukatlık ücretinden sorumlu tutulması gerekeceği gözetilmek suretiyle bir  karar verilmek üzere hüküm bozulmalıdır. Davalıların,  temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,  18.10.2010  tarihinde oybirliğiyle karar verildi.  

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog