(Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2013/14637 E. , 2013/16187 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait olup davalı tarafından kasko sigortalı aracın sürücü ... sevk ve idaresinde iken 17.05.2012 tarihinde meydana gelen kazada pert olduğunu, ancak sigorta tarafından ödeme talebinin reddedildiğini ileri sürerek, şimdilik 20.000 TL’nin 12.07.20012 temerrüt tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kaza sonrasında araç sürücüsünün aracı terk ettiğini, araştırmalarda kaza sonrası araçtan 3-4 kişinin çıktığını, muhtemelen alkollü olduklarının anlaşıldığını, alkollü araç kullanma nedeniyle hasarın teminat dışında olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, kazadan sonra sürücünün aracı terk etmesinin iyi niyetli olarak kabul edilemeyeceği, sürücünün olay anında alkollü olduğunun kabulü ile olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyi niyet esasına dayalı sözleşme türlerindedir. Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması müsademesi devrilmesi düşmesi yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan TTK.nun 1282. maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.1.5. maddesi ve Türk Ticaret Kanunu’nun 1292/3. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.(HGK 10.12.1997 gün ve 1997/11-772-1043; HGK 16.12.1998 gün ve 1998/11-872-905; HGK 22.12.2010 gün ve 2010/17-655-688 sayılı ilâmları) Uyuşmazlık, rizikonun belirtilen şekilde meydana gelip gelmediği, dolayısıyla rizikonun teminat dışı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda, davacı kasko sigortalı aracın ...’nın sevk ve idaresi sırasında tek taraflı trafik kazası sonucu hasarlandığını ileri sürmüştür. Dava dışı ...’da sigorta şirketine verdiği yazılı beyanında araç sürücüsü olduğunu kabul etmektedir. Davalı ... şirketi, davacı aracının sürücüsünün olay yerini terk ettiğini, yaptıkları araştırmalar sonucu araçtan alkollü 3-4 kişinin indiğinin öğrenildiğini ve araç sürücüsünün alkollü olduğunu bildirerek rizikonun teminat dışında kaldığını savunmuş, mahkemece sürücünün aracı terk etmesinin iyi niyetli olarak kabul edilemeyeceği, sürücünün olay anında alkollü olduğunun kabulü ile olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleştiği, alkol dışında başka unsurların olayın meydana gelmesinde rol oynamadığının saptandığı, böylelikle oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, dava dosyasında davacı araç sürücüsünün kaza sırasında alkollü olduğuna ilişkin bir delil ve tespit yoktur. Kaza sonrası olay yerinin terk edilmesi de rizikonun teminat dışı kalması nedenlerinden değildir. Dosya arasındaki deliller ve kaza tespit tutanağına göre davacı aracının hasarlandığı sabit olup, rizikonun kasko sigortası geçerlilik süresi içinde meydana geldiği anlaşılmaktadır.
Davalı sigortacı tarafından kazanın alkolün etkisi ile gerçekleştiği ileri sürüldüğünden, olaydaki ispat külfeti mevcut durumun aksini iddia eden sigortacı üzerinde bulunmaktadır. Davalı sigortacı bu iddialarını soyut ifadelerle değil, somut delillerle kanıtlamalıdır. Dosya kapsamı itibariyle, sigortacı ileri sürdüğü hususları ispat edebilmiş değildir. O halde, dava konusu hasarın kasko sigortası teminat kapsamında kaldığı kabul edilerek, sigortalı araçta oluşan gerçek zarar yönünden tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.