(Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2011/6164 E. , 2012/2092 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, ...İcra Müdürlüğü'nün 2007/12739 sayılı takip dosyasından 15.10.2007 tarihinde haczedilen menkullerin müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin bir süre borçlu ile birlikte yaşadığını ancak daha sonra ayrıldığını, borçlunun danışıklı takiplerle yaratılan borçlar nedeniyle müvekkilinin evinde hacizler yaptırdığını, bu hacizden önce de müvekkilinin evinde ....İcra Müdürlüğü'nün 2007/993 sayılı takip dosyasından 8.10.2007 tarihinde haciz yapılarak evdeki tüm eşyaların muhafaza altına alındığını, evde eşya kalmaması nedeniyle müvekkilinin yeni eşya aldığını, bu hacizden bir hafta sonra da dava konusu haczin yapıldığını, haczedilen ev eşyalarının yeni alınan eşyalar olduğunu ileri sürerek haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacı ile borçlunun alacaklıdan mal kaçırma amacıyla hareket ettiklerini, haczin yapıldığı evin tapuda davacı ve borçlu adına kayıtlı olduğunu, davacı ile borçlunun birlikte oturduklarını, borçlunun haciz sırasında hazır bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı borçlu vekili, müvekkilinin 2004-2007 yılları arasında haciz adresinde davacı ile birlikte yaşadıklarını, birliktelikten çocukları olduğunu, evdeki eşyaların müvekkilince satın alındığını beyan etmiştir.
Mahkemece haczin borçlunun huzurunda yapıldığı ve borçlunun machuzların kendisine ait olduğunu beyan ettiği, mülkiyet karinesinin alacaklı yararına olduğu, aksinin davacı 3.kişi tarafından ispat edilemediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı 3.kişi vekilince temyiz edilmiştir. Uyuşmazlık, 3.kişinin İİK'nun 96 vd.maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Dosya içerisindeki bilgi, belge, tanık anlatımı ve borçlu tarafından yapılan açıklamalardan, borçlunun resmi olarak bir başkası ile evli olduğu ve İstanbul'da ikamet ettiği halde gayri resmi olarak davacı ile birlikte yaşamaya başladıkları ve haciz yapılan adresteki evi 1/2 hisseli olarak satın aldıkları, ortak yaşam süresince bir kısım ev eşyalarının alındığı, ancak 2007 yılı Mayıs ayında ayrıldıkları, bu tarihten sonra hacizden önce borçlunun haciz yapılan adresi terk ettiği ve davacı ile aralarındaki anlaşmazlıkların adli makamlara intikal ettiği ve borçlunun davacı aleyhine ecrimisil davası açtığı, dava konusu haciz sırasında da zorla eve girdiği anlaşılmaktadır. Borçlunun, haciz tarihinde adreste oturmadığı belirtilen olgularla anlaşılmaktadır. Bu halde İİK'nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi davacı 3.kişi lehinedir.
Öte yandan borçlunun davacı ile ayrılmalarından sonra aralarındaki anlaşmazlıklar devam ederken dava dayanağı takip başlatılmıştır. Adreste bir başka takip dosyasından da 8.10.2007 tarihinde haciz yapılmış, bu dosyadan çıkartılan ödeme emri tebligatı iade edildiği halde borçlu o tarihte de haciz mahalline zorla girerek borcu kabul etmiş, teminatın iadesine muvafakat ettiğini bildirmiş, haczedilen mallar muhafazaya alınmıştır. Dava konusu 15.10.2007 tarihli haciz ise 8.10.2007 tarihli haciz ve muhafaza işleminden sonra yapılmış olup evdeki eşyaların sonradan alındığı görülmektedir. Tüm bu olgular karşısında, davalı borçlunun sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre genel mahkemelerde alacak davası açmak yerine danışıklı bir takiple davacıdan olan talebini kısa sürede ve daha garantili bir yolla elde etmeye çalıştığı düşünülmelidir. Ne var ki, bir kimsenin yasaların kendisine vermiş olduğu hakkı kötüye kullanarak yarar elde etmesi hukukun genel prensiplerinden olan ve MK'nun 2.maddesinde ifadesini bulan iyiniyet kuralları ile bağdaşmaz. Bu nedenlerle davacı 3.kişinin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle reddine karar verilmesi doğru değildir.