1. Hukuk Dairesi
1. Hukuk Dairesi 2011/1455 E. , 2011/2912 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : SOLHAN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/09/2010
NUMARASI : 2009/175-2010/160
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kadastro ile davalılar adına tespit ve tescil edilen 351 ada 26 parsel sayılı taşınmazın Hazine'ye ait yerlerden olduğunu ileri sürerek, davalılar adına olan tapunun iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmisini istemiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, taşınmazın çayır ve taşlık yapıda olduğu, davalıların zilyetlikle iktisap koşullarını taşımadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar K.H. ve A. tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi .raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin olup, kadastro tespiti sırasında 3402 Sayılı Yasa’nın 14. maddesi hükmünün davalılar yararına gerçekleştiğinden bahisle tespit edilip çap kaydı oluşan taşınmazın, yapılan keşif neticesinde elde edilen teknik bilirkişi raporu ve dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık ifadelerine göre, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yer niteliği taşıdığı, kayıt ve belgeye dayanmaksızın zilyetlikle iktisap koşullarının davalılar yönünden gerçekleşmediği belirlenmek suretiyle davanın kabul edilmesi ve taşınmazın 3402 Sayılı Yasa’nın 18. maddesi gereğince tarım alanına dönüştürülebilir ve ekonomik fayda sağlanabilir nitelikte olması itibariyle Hazine adına tesciline karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddiyle bu yön itibariyle hükmün Onanmasına, Ancak, davanın karara bağlanmasından sonra ve temyiz aşamasında 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasa’nın 16. maddesi hükmü ile 3402 Sayılı Kadastro Yasası’nın 36. maddesine “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dâhil, yargılama giderine hükmolunmaz.” hükmü eklenmiş, keza anılan yasanın 17. maddesi ile de bu hükmün uygulama süreci uzatılarak, infaz aşamasına kadar uygulanacağı öngörülmüştür.
O halde, anılan yasal düzenlemeler gözetilerek davalı tarafın yargılama giderlerinden ve 29.05.1957 tarih ve 4/16 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince bu giderlerden sayılan avukatlık ücretinden sorumlu tutulup tutulmayacağının değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmek üzere karar bozulmalıdır. Davalılar K.H.ve A.’ın temyiz itirazının kabulü ile, hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 14.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.