1. Hukuk Dairesi
1. Hukuk Dairesi 2012/10054 E. , 2012/9695 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : GAZİOSMANPAŞA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/07/2011
NUMARASI : 2010/838-2010/838
Yanlar arasında görülen tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, raportör üye raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, satış nedenine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı .....Müh.Ltd.Şti.,vekili maliki oldukları 2 adet taşınmazı davalılardan A.G.'e 620.000-TL. bedelle 8.11.2010 tarihinde satıldığını, tapuda bedelin 60.000-TL. gösterilmekle birlikte gerçekte satış bedelinin 140.000-TL.sının nakit, 480.000-TL.sinin ise sıralı çekler karşılığı ödenmesinin kararlaştırıldığını, A.'in 11.11.2010 tarihinde taşınmazı tapuda 70.000-TL.bedelle diğer davalı E.K.'e sattığını, E.'un da bu taşınmazlar üzerine bir üçüncü kişi lehine 6.12.2010 tarihinde ipotek tesis ettirdiğini; taşınmazların halen davacının zilyetliğinde olduğundan davalı E.'un buraları görmeden satın alıp üzerine de ipotek tesis ettirmesi nedeniyle yapılan işlemlerin muvazaalı olduğunu, dolandırıldıklarını , davalı A.'in de kararlaştırılan peşinatı ödemediğini ileri sürerek önce Gaziosmanpaşa 1.Asliye Hukuk Mahkemesine başvurarak 20.12.2010 tarih ve 2010/163 D.İş sayılı ihtiyati tedbir kararını almış, sonra da 03.01.2011 tarihinde Gaziosmanpaşa 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/838-Esas sayılı dosyasında aynı iddialarla tapu iptali ve tescil davası açmıştır.Davalı vekili tarafından 10.1.2011 havale tarihli ihtiyati tedbirin kaldırılması, talebi mahkemece 29.7.2011 tarihli oturumda değerlendirilerek "bu aşamada şimdilik reddine” şeklinde karar verilmiştir.
Davalı vekilince 21.10.2011 havale tarihli cevap dilekçesiyle, tedbir kararın kaldırılması talep edilmiştir. Mahkeme tarafından verilen bu dilekçenin arkasına mühür basılarak hakimin el yazısı ile 9.12.2011 tarihli olarak “taşınmazın aynına yönelik ihtilaf olduğundan, ihtiyati tedbirin kaldırılması isteminin bu aşamada reddine” karar verilmiştir. Açıkça görüleceği üzere ayrı ve gerekçeli bir karar yazılması söz konusu olmadığı gibi, bu kararın usulünce tebliğ de edilmediği anlaşılmaktadır.
HMK’nun 394/4 maddesinde itiraz üzerine verilen karara karşı kanun yoluna başvurma olanağı getirilmiştir. Aynı yasanın 391. maddesinde ihtiyati tedbir kararının içeriği belirtilmiş olup 391/2 maddesi uyarınca da ihtiyati tedbir kararları gerekçeli karar şeklinde yazılmalıdır. Anayasanın 141/3.maddesi ve ona uygun düzenleme içeren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 297. (1086 sayılı HUMK’nun 388.) maddelerine göre bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması zorunludur. Ayrıca, temyiz edilen bir kararın Yargıtay tarafından temyiz incelemesinin yapılabilmesi için öncelikle kararın taraflara tebliğ edilmesi ve süresi içinde temyiz edilmiş olması gerekir. Oysa, temyiz edilen mahkemenin gerekçesiz ara kararı olup gerekçeli olarak yazılmış ve taraflara tebliğ edilerek süresi için de temyiz edilmiş bir gerekçeli karar bulunmamaktadır. Bu durumda temyiz incelemesi mümkün değildir. Hal böyle olunca; mahkemece yukarıda açıklanan biçimde gerekçeli karar oluşturularak ve yasal düzenlemeler gözetilerek değerlendirme yapılmalıdır.
Davacının temyiz itirazı bu yönden yerindedir. Kabulüyle, hükmüm açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.