Esas No
E. 2012/10135
Karar No
K. 2012/10739
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

1. Hukuk Dairesi         2012/10135 E.  ,  2012/10739 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İSTANBUL 11. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 07/06/2001

NUMARASI : 2000/600-2001/608

Yanlar arasında görülen elatmanın önlenmesi,yıkım ve ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı vekili, davalı A. mirasçıları vekilleri ile davalı H. D. tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla, dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 4400 parsel sayılı taşınmazın kayden davacı idareye ait olduğu ve davacı tarafından, anılan taşınmaza davalıların yapılanmak suretiyle müdahale ettikleri ileri sürülerek eldeki davanın açıldığı; davalılardan A.’in dava tarihinden önce 10.04.1990 günü ölmüş olduğu, mahkemece yapılan uygulama sonucu harita ve kadastro mühendisi sıfatına haiz bilirkişinin, davalıların yapılarının çekişmeli taşınmaza taşkın olduklarını bildirdiği anlaşılmaktadır.

Hemen belirtilmelidir ki; dava ehliyeti davada taraf olma yeteneğidir. HUMK. taraf ehliyetini tanımlamamış, 38.maddesiyle Medeni Kanuna yollamada bulunmakla yetinmiştir. Medeni Kanunumuz ise, davada taraf olma ehliyetini, medeni haklardan yararlanma ehliyetinin bir parçası saymış, 8,28,47 ve 48.maddeleriyle bu yönde hükümler getirerek medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişinin davada taraf olma yeteneğini taşıdığını, her gerçek kişinin sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren taraf ehliyetini kazanacağını ve yaşadığı sürece taraf ehliyetinin devam edeceğini belirtmiştir. Öte yandan gerçek kişinin ölümüyle medeni haklardan yararlanma ehliyeti ve buna bağlı olarak da taraf ehliyetinin sona ereceği Medeni Kanunun 28.maddesinin buyurucu nitelikteki hükmüyle açıklanmıştır. Dava tarihinden önce ölüm nedeniyle şahsiyeti son bulan kişinin taraf ehliyetini yitireceği kuşkusuzdur. Bu itibarla, gerek Medeni Kanun gerekse HUMK.nu dava açıldığı zaman hayatta bulunan kişiler yönünden düzenleyici hükümler koymuş; ölen veya mevhum kişiler hakkında açılacak davalar yasalarımızda yer almamıştır. Nitekim 4.5.l978 tarih l978/4-5 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararında da dava tarihinden önce ölen kişinin taraf ehliyetini yitireceği, aleyhine dava açılamayacağı,dava tarihinde şahsiyeti sona ermiş olan kimsenin mirasçılarına ardıllık (halefiyet) kuralı uygulanamayacağından tebligat yapılmak veya dava ıslah edilmek suretiyle  davaya devam edilemeyeceği vurgulanmış, içtihatlar bu doğrultuda kararlılık kazanmıştır. Ayrıca, 6100 Sayılı HMK.nun 448 maddesi uyarınca da, tamamlanmış işlemlerde 6100 Sayılı Yasanın uygulanamayacağı öngörüldüğünden, olayda anılan yasanın 124. maddesinin uygulanamayacağı da açıktır. Öyle ise, mahkemece, kendiliğinden (resen) gözönünde bulundurulması gereken bu usul kuralı gözardı edilerek hüküm kurulması doğru değildir.   Hal böyle olunca dava tarihinden önce öldüğü anlaşılan davalı A. hakkında açılan davanın reddi gerekirken, işin esasına girilip kabulü yönünde hüküm kurulması isabetsizdir. Öte yandan; bilindiği üzere, yıkım istekli davalarda, tüm kayıt maliklerinin davada yer almaları zorunludur. Somut olayda, davalı H.’in taşkın yapısının bulunduğu taşınmazın parsel numarası ve malikleri belirlenmemiştir. O halde, davalı H.’in taşkın yapısının bulunduğu parselin belirlenerek, dava dışı malikleri varsa, onların da davada yer almalarının sağlanması gerekirken, yazılı olduğu üzere karar verilmiş olmasının da doğru olduğu söylenemez.

Kabule göre de, her bir davalı hakkında istek gözetilmek suretiyle talep edilen dönemler itibariyle ecrimisilin belirlenmesi ve hükmedilecek ecrimisile dönem sonlarından itibaren yasal faiz yürütülmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması isabetli değildir.

Davacı vekili, davalı A.mirasçıları vekilleri ile davalı H.D.’in temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü  (6100 Sayılı HMK.nun geçici 3. maddesi yollamasıyla) 1086 Sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.  

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.