(Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2011/456 E. , 2011/8215 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Asliye 2. Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün temyizen tetkiki taraflar vekilince istenmiş, davalılar vekilince duruşma talep edilmiş olmakla duruşma için tayin edilen 27.9.2011 Salı günü davacı ... vekili Avukat ...geldi. Davalılar tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu ... aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun otomobili üzerine davalı ... tarafından haciz konulmasına ilişkin tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılar usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, araç üzerine konulan haczin davacı alacağını akim bırakmak amacıyla konulduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar ve davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davalılar arasında yapılan takipte ödeme emrinin davalı borçlu vekili tarafından elden tebliğ alınmış olmasına, borca ve takibe itiraz sürelerinden feragat edilerek takibin kesinleştirilmesine, dava konusu aracın ruhsat bilgilerinin de borçlu tarafça verilerek haczinin sağlanmasına, haciz yazısının da elden götürülüp haciz tesis ettirilmesine ayrıca tümü bu işlemlerin de aynı gün gerçekleştirilmiş olmasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davalıların temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Davacı tarafından açılan davada takibin muvazaalı olduğu ileri sürülmüş olup iptali istenen takipte haczedilen araç .... plaka sayılı araçtır. Bu nedenle mahkemece bahsi geçen araç yönünden karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde başka bir araç yönünden hüküm kurulması isabetli değildir. Ne var ki bu husus yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, kararın HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekir.