1. Hukuk Dairesi
1. Hukuk Dairesi 2012/3539 E. , 2012/6189 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ADANA 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/04/2010
NUMARASI : 2008/229-2010/226
Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı Hazine ve davalı M. tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, imar parsellerin iptaliyle eski parselin geometrik ve mülkiyet durumuna ihyası olmadığı takdirde tazminat isteğine ilişkindir.
Mahkemece, sicil kayıtlarının illetini teşkil eden idari işlemin idari yargı yerinde iptal edilerek kayıtların dayanaksız hale geldiği ve sicil kaydının yolsuz tescil durumuna düştüğü belirlenmek ve benimsenmek suretiyle kadastral mülkiyet durumuna ihyasına, davalı S. Belediyesi yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalı Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Çukurova Belediye Başkanlığı aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddine, davalı Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı lehine maktu avukatlık ücreti taktirine, davacı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, yargılama giderlerinin davacı Hazine üzerinde bırakılmasına,diğer davalılar davaya sebebiyet vermediklerinden aleyhlerine yargılama giderleri ve avukatlık ücreti taktirine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten, son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin, 1086 sayılı HUMY'nın 388, 6100 sayılı HMK'nın 298. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu 1086 sayılı HUMY'nın 389., yine 6100 sayılı HMK.'nın 297/2. maddesinde öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne var ki, uygulamada 1086 sayılı HUMY'nın 381.maddesinin son fıkrasının 6100 sayılı HMK.'nın 294.maddesinin getirdiği ayrıcalığa dayanılarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağı geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
İşte bu gibi hallerde, tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkca gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın l4l. maddesi ile HUMK.nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
Somut olaya gelince; değinilen ilke ve yasa hükümleri gözardı edilerek, kısa kararda sadece Adana Büyükşehir Belediyesi hakkında husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verildiği halde gerekçeli kararda Adana Büyükşehir Belediyesi yanısıra dahili davalı Çukurova Belediyesi hakkında da husumet yokluğundan dava reddedilerek 6100 sayılı HMK'nun 294. maddesine (1086 sayılı HUMK'nun 381. maddesine) aykırılık teşkil edecek şekilde hüküm kurulmuş olması isabetli değildir.
Kabule göre de; mahkemece eski hale ihya kararı verilmiş ancak bu kararın uygulanması için son imar düzenlemesi ile oluşan tapunun ihyasına karar verilen kısma isabet eden bölümünün iptaline karar verilmemiş olması, ihyasına karar verilen 1103 (131) parsel sayılı taşınmazın 5501 ada, 7,8,9,10,11,12,ve13 parsel sayılı imar çapının içinde kapsadığı bölüm belirlenip krokiye bağlandığı halde sadece anılan imar parseli içinde kaldığı belirlenerek infazda sorun çıkaracak biçimde hüküm kurulması da doğru değildir.
Öte yandan; imar parsellerinin dayanağını oluşturan idari işlemi yapan Adana Büyükşehir ve dahili davalı Çukurova Belediyelerine husumet yöneltilmesinde bir isabetsizlik olmadığı halde davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi, kadastral parselin ihyasına karar verildiği halde maktu harç ve Avukatlık Ücret Tarifesi uyarınca maktu avukatlık ücretinden davalı Adana Büyükşehir Belediyesi ve dahili davalı Çukurova Belediyesinin sorumlu tutulmaları gerektiğinin gözardı edilmesinin de doğru olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Davacı Hazine vekilinin ve davalı M.'ın bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlere hasren (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.