Esas No
E. 2012/8575
Karar No
K. 2012/10212
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Kamu Görevlisi
Aramaya Dön
YARGITAY

1. Hukuk Dairesi

E. 2012/8575 K. 2012/10212 T.
Karar Sonucu BOZULMASINA
Resmî Atıf Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2012/8575, K. 2012/10212, T. 27.09.2012
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/8575
Karar No
2012/10212
Karar Tarihi
27.09.2012
Dava Türü
Ceza
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Kamu Görevlisi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

1. Hukuk Dairesi         2012/8575 E.  ,  2012/10212 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : BAFRA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 07/07/2011

NUMARASI : 2010/445-2011/474

Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi,  Tetkik Hakimi  raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;                                            Dava; vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.  Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden;  kayden davacıya ait  kat irtifakı kurulu 12 parseldeki 7 nolu dükkan ile 3 nolu meskenin Çorlu .... Noterliği'nin 08.07.2010 tarihli vekaletnamesine dayanarak davalı vekil A.O. tarafından  diğer davalıya 12.07.2010 tarihinde satış suretiyle devredildiği anlaşılmaktadır.

Davacı;  dava dışı eşi D.D.'ın işvereni olan ..... Eriş Un Yem Gıda A.Ş. firmasının yetkililerinin eşinin zimmetine para geçirdiği gerekçesi ile kendisine birtakım borç altına sokan evraklar imzalattırdıklarını, imzalanan senetleri icraya koyma, zimmete para geçirmeden dolayı hapis tehdidinde bulunmak suretiyle zorlayarak, tehdit, cebir ve hile ile iradesinin fesata uğratılarak firma çalışanlarından davalılardan A.O.'a satış yetkisi içeren vekaletname vermek zorunda kaldığını,  vekil A.O.'ın vekalet görevini kötüye kullanarak çekişme konusu taşınmazlarını firmanın sahibinin oğlu olan diğer davalı A.'e satış suretiyle devrettiğini, kendisine herhangi bir bedel de ödenmediğini  ileri sürerek, tapu iptal ve tescil istekli eldeki davayı açmış, davalılar ise, davacının eşinin şirketin parasını zimmetine geçirmesi sebebi ile borca karşılık çekişme konusu taşınmazların temlik edildiğini savunmuşlardır. Bilindiği üzere; Borçlar Kanununun temsil ve vekalet bağıtını düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.

Borçlar Kanununda sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 390/2 maddesinde " vekil, müvekkiline karşı vekaleti hüsnüniyetle ifa ile mükelleftir..."  (11.01.2011 tarihinde kabul edilen 6098 sayılı yeni Türk Boçlar Kanununun 504 ila 506. maddeleri) hükmüne yer verilmiştir.

Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur.

Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi,ona  dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu gözardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin birinci fıkrası uyarınca sorumlu olur.

Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi Medeni Kanunun 3. maddesi anlamında iyiniyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor  veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında  bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.

Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, Medeni Kanunun 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.           Somut olayda;  hükme yeterli bir araştırma yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur. Şöyle ki, çekişme konusu taşınmazlarla ilgili olarak mahallinde keşif yapılıp uzman bilirkişilere taşınmazların temlik tarihindeki değerleri tespit ettirilmiş  değildir.

Hal böyle olunca; yerinde keşif yapılarak konusunda uzman bilirkişiler aracılığı ile  dava konusu bağımsız bölümlerin akit tarihlerindeki gerçek değerlerinin saptanması, öte yandan; davacı ile dava dışı eşinin hizmet sebebi ile görevi kötüye kullanma suçundan sanık sıfatı ile yargılandıkları Silivri 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2010/915 Esas, 2012/288 Karar sayılı dosyasının kesinleşmesinin beklenmesi, toplanacak delillerin toplanan delillerle birlikte değerlendirilerek, ceza dosyası kapsamı da dikkate alınmak suretiyle  varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.

Davacı vekilinin belirtilen sebeplerle temyiz itirazları  yerindedir. Kabulüyle   hükmün  açıklanan  nedenlerden  ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,  27.09.2012  tarihinde oybirliğiyle karar  verildi.  

İlgili Mevzuat & Etiketler
BOZULMASINA Yargıtay Ceza Ceza Hukuku - Kamu Görevlisi 6098 sayılı yeni Türk Boçlar Kanunu K6100 md.3 K6098 md.506 K1086 md.428
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog