Esas No
E. 2012/4073
Karar No
K. 2012/6530
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

1. Hukuk Dairesi         2012/4073 E.  ,  2012/6530 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : KARS 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 16/12/2011

NUMARASI : 2011/239-2011/637

Yanlar arasında görülen elatmanın önlenmesi, tazminat ve ecrimisil dâvası sonunda, yerel mahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Davacı, paydaşı bulunduğu 132 ada 1 parsel sayılı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteminde bulunmuştur. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden dava konusu taşınmazın 24.07.1995 tarihinde davalılar murisi K.. U.. ile dava dışı kişiler adına paylı mülkiyet üzerine kadostro sırasında tescil edildiği; kadostrodan önce davacı ile dava dışı A.ve E.isimli kişiler tarafından taşınmaz üzerindeki evlerin 10.04.1991 tarihinde K.U.'a haricen satıldığı; davacının ise 12.02.2010 tarihinde tapudan 1/6 pay satın aldığı anlaşılmaktadır.

Bilindiği gibi, paylı mülkiyet tabi bir taşınmazın tamamının veya bir kısmının paydaşlardan biri ya da bir kaçı tarafından haricen satılmış olması, diğer paydaşları bağlamaz esasen, gerek TMK. 706, gerek BK.'nun 213, gerekse Tapu Kanununun 26. Maddesi uyarınca, tapulu taşınmazların resmi şekilde yapılmayan satışları geçersizdir. Somut olayda harici satım ile tespit tarihi arasında 10 yıldan daha az süre geçmiş olmasına göre 3402 sayılı Yasanın 13/B-b maddesinin uygulama yeri bulamıyacağı açıktır. Nitekim haricen satan kişi ile dava dışı kişiler adına yapılan tespit kesinleşmiştir.

Bu durumda, öncelikle belirtmek gerekir ki, davacı paydaşında harici satışta bulunduğu gözetildiğinde TMK.'nun 2. maddesinde öngörülen iyiniyet ilkesi ile bağdaşmadığından mahkemece ecrimisil isteminin reddedilmiş olmasında isabetsizlik yoktur. Ancak, yukarıda sözü edilen harici satış senedinde, taşınmaz üzerindeki evlerin satışa konu edildiği, buna karşın paydaş olan davalıların tüm taşınmazı kullandıklarının ifade edildiği görülmektedir. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamıyan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman istiyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir.

Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya şuyun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.

Öte yandan, yurdumuzda sosyal ekonomik nedenlerle kırsal kesimlerden kentlere aşırı akım, nüfus çoğalması, büyük mesken ve işyeri ihtiyacı nedeniyle hızlı yapılaşma karşısında görevli mercilerin aciz kalmaları veya çeşitli nedenlerle göz yummaları sonucu, izinsiz, ruhsatsız, resmi kayıtlara bağlanmayan büyük yerleşim alanları oluştuğu, bu arada paylı taşınmazların tapuda resmi ifrazları yapılmadan paydaşlar arasında haricen veya fiilen taksim edilip üzerlerine büyük mahalleler hatta beldeler yapıldığı bir gerçektir. Bilindiği üzere M.K.nun 706, B.K.nun 2l3, T.K.nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Nevarki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş yada fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak ( fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya şuyun satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, " ahde vefa" kuralının yanında M.K.nun 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pekçok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.

O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, M.K.nun müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.

Hal böyle olunca, mahkemece çekişmeli taşınmaza ait tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm değişiklikleri ile birlikte getirtilmesi ondan sonra mahallinde keşif yapılarak gerek kadastrodan önce gerekse sonraki mülkiyet ve geometrik durumu ile tarafların tasarrufu şeklinin ortaya konulması; belirecek duruma göre olayda, paylı mülkiyet hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının saptanması gerektiğinde, var ise özel parselasyon ya da fiili kullanma biçiminin gözetilmesi aksi halde paylı mülkiyet hükümlerinin değerlendirilmesi intifadan men olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek davanın reddedilmesi doğru değildir. Davacının, temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün belirtilen nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 04.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.  

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Gayrimenkul Hukuku K6100 md.3 K1086 md.428
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog