1. Hukuk Dairesi
1. Hukuk Dairesi 2012/1015 E. , 2012/3375 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : BORÇKA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/06/2011
NUMARASI : 2010/126-2011/141
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, davalı şirket tarafından kurulan baz istasyonunun köyün içerisinde ve kendilerine ait meskenlerin yakınında bulunduğunu, baz istasyonunun insan sağlığına zararlı etkilerinin olduğunu ve çevreye zarar verdiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve baz istasyonunun kaldırılmasına karar verilmesi isteminde bulunmuşlardır. Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacılardan M..C.. tarafından açılan davanın reddine; diğer davacılar yönünden açılan davanın iddianın sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan çekişmenin giderilmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacıların davalı şirket tarafından kurulan baz istasyonunun köyün içerisinde ve kendilerine ait meskenlerin yakınında olduğunu ileri sürerek, baz istasyonunun insan sağlığına zararlı etkileri nedeniyle eldeki davayı açtıkları anlaşılmaktadır. Davalı şirket tarafından kurulan davaya konu baz istasyonunun en yakın olduğu mesafenin davacılardan Y..T..'ın evi olup 350.50 metre uzaklıkta olduğu, en uzak olduğu mesafenin ise Ç.. ve C..A..'ın evleri olup 656.50 metre mesafede bulunduğu da yapılan uygulama neticesinde elde edilen bilirkişi raporlarında bildirilmiştir. İddianın bu içeriği ve niteliğine göre taraflar arasındaki çekişmenin Türk Medeni Kanununun 737. ve devam eden hükümlerinde ön görülen komşuluk hukukundan kaynaklandığı açıktır.
Hemen belirtilmelidir ki, baz istasyonu adı verilen tesislerin işletilmesi sonucu geniş halk kitlelerine yarar sağladığı ve hizmet verildiği kuşkusuzdur. Ancak bu yararın sağlanması karşısında kişilerin zarar görmesi de kabul edilemez. Buna göre, hizmetten elde edilen yarar ile bunun karşısında verilen zararın değerlendirilmesinde zorunluluk vardır. Öte yandan, hiçbir hizmetin insan yaşamı kadar önem ve öncelik taşıdığı da düşünülemeyeceği gibi yararlı bir hizmetin karşılığı olarak insanın sağlığından olması uygun bir sonuç olarak kabul edilemez. Öyleyse, böyle bir tehlikenin varlığının saptanması halinde gerekli önlemlerin alınmasının zorunlu ve kaçınılmaz olduğuda tartışmasızdır. Konuyla ilgili "Elektronik Haberleşme Cihazlarından Kaynaklanan Elektromanyetik Alan Şiddetinin Uluslararası Standartlara Göre Maruziyet Limit Değerlerinin Belirlenmesi, Kontrolü ve Denetimi Hakkında Yönetmelikte" bir kısım usul ve esasa dair düzenlemelere yer verilmiş olup, yönetmeliğin 12. maddesinde ölçüm yapacak personelin nitelikleri belirtilmiş ve 11. maddesinde de ölçümde kullanılacak cihazların ne olacağı belirtildikten sonra nitelikleri ve özellikleri sayılmıştır.
Ne var ki; çekişmeye konu baz istasyonunun konumu itibarıyla insanların yaşadıkları ve hayatlarını sürdürdükleri yer içerisinde kurulduğu ileri sürülmüş olup, baz istasyonunun yaydığı radyasyonun belirlenen değerlerin altında olsa bile bu radyasyon değerlerinin uzun sürede kişi ve çevreye zarar verip vermeyeceği, daha uygun ve yerleşim çevresinden daha uzakta kurulmasının mümkün olup olmadığı hususları üzerinde durulmadığı ve bu hususlarda bir değerlendirme yapılmadığı gibi; görüşüne başvurulan bilirkişilerin ikisinin de elektrik ve elektronik konusunda uzman oldukları ancak, tespit edilen radyasyon değerlerinin referans değerlerinin altında dahi olsa uzun süre maruz kalınması halinde kişilere ve çevreye zarar verip vermeyeceği ve verilecek zararların neler olabileceği hususunda bilgi birikimine ve branşına sahip uzman bilirkişiye bilirkişi heyetinde yer verilmediği de anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; Elektronik Haberleşme Cihazlarından Kaynaklanan Elektromanyetik Alan Şiddetinin Uluslararası Standartlara Göre Maruziyet Limit Değerlerinin Belirlenmesi, Kontrolü ve Denetimi Hakkında Yönetmeliğin 12. maddesinde belirtilen niteliklere haiz bilirkişiler ile uzun süreli radyasyona maruz kalmanın insan sağlığı üzerindeki etkileri konusunda görüş bildirebilecek uzman kişinin de aralarında yeraldığı bilirkişi heyeti ile birlikte mahallinde yeniden keşif yapılması, aynı yönetmeliğin 11. maddesinde belirtilen ölçüm cihazları vasıtasıyla gerekli ölçümlerin yapılması, yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda bilirkişilerden rapor alınması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanarak yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 26.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.