(Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2009/6077 E. , 2010/2332 K. "İçtihat Metni"Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı 3.kişi vekili, Ümraniye 1. İcra Müdürlüğünün 2005/12973 Esas sayılı dosyasından, 20.10.2006 tarihinde davacıya ait işyerindeki malların haczedildiğini belirterek, İİK”nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak istihkak davasının kabulü ile anılan haczin kaldırılmasını istemiştir. Davalı alacaklı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamıştır. Mahkemece, haciz sırasında davacıya ait markalı ürünlerin haczedildiği ve 18.10.2006 tarihinde borçlunun bir başka adreste faaliyette bulunduğu tesbit edildiğinden bahisle istihkak davasının kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu haciz 20.10.2006 tarihinde ,daha önce borçlu şirket yetkilisinin huzurunda 04.01 2006 tarihli haczin yapıldığı ve borçlu şirketin Ticaret sicilde belirtilen adresinde yapılmıştır. İİK’nun 96/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile alacaklı yararınadır.Yasal karine aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle kanıtlanması gerekmektedir.
Resmi kayıtlara göre, borçlu şirket önceden haciz adresinde faaliyette iken, borcun doğumundan sonra bu adresten ayrılış kararı vermiş, ancak fiilin 2006 yılının Eylül ayı sonunda terk ettikleri iddia edilmiştir.Bu durumda aynı konuda faaliyette bulunan davacı 3.kişi şirketin bu tarihten sonra aynı adreste faaliyete başlaması işyeri devri niteliğinde olup, işyeri devri İİK’nun 44. Madde koşullarına uygun olarak yapıldığı iddia ve ispat edilmediği gibi BK’nun 179.maddesi gereğince işyerini devir alan davacı devraldığı işletmenin borçlarından sorumlu olacağından devir alacaklının haklarını etkilemeyecektir.
Öte yandan borçlu bu adresi 2006 yılında terk ettiğini belirtmesine rağmen delil olarak sunulan takip dosyalarında 2008 yılında aynı adreste yapılan hacizler sırasında borçlu şirkete ait evrakların mahalde bulunduğu, davacı ve borçlu şirketler arasında organik bağ olduğu olguları karşısında borçlunun bu adresten ayrılışının göstermelik olduğu gerçekte bu adreste faaliyetine devam ettiği anlaşılmaktadır. Borçlunun bir başka yerde de faaliyette bulunması, bu adreste faaliyetinin devam etmesine engel bir durum olmadığı gibi, işyeri devrindeki sorumluluk ilkelerini de bertaraf etmeyecektir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak davacı 3.kişinin davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.