Esas No
E. 2012/10121
Karar No
K. 2012/13815
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

1. Hukuk Dairesi         2012/10121 E.  ,  2012/13815 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : TOSYA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 26/04/2012

NUMARASI : 2011/134-2012/71

Yanlar arasında görülen tapu iptal ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından  yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, ölünceye kadar bakma akdi ile temlik edilen taşınmazın tapusunun iptali ile  tescili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 309 ada 18 parsel sayılı taşınmazın davacı tarafından 13.11.1996 tarihli akitle davalıya temlik edildiği anlaşılmaktadır. Davacı, bakım borcunun davalı tarafından yerine getirilmediğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.

Bilindiği üzere; ölünceye kadar bakıp gözetmek sözleşmesi basitçe taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen, bazı yönleri itibarıyla talih ve tesadüfe, ayrıca şekle bağlı bir sözleşme şeklinde tanımlanabilir. Nitekim, söz konusu sözleşme B.K.nun 511. maddesinde, (6098 Sayılı Yasanın 611.maddesi) “kaydı hayat ile bakma mukavelesi, akitlerden birinin diğerine ölünceye kadar bakmak ve onu görüp gözetmek şartıyla bir mamelek yahut bazı malların temlikini iltizam etmesinden ibaret olan bir akit” olarak tarif edilmiştir.

Anılan yasanın bu ve devamı maddelerinin açık hükümlerin de belirtildiği gibi ölünceye kadar bakım sözleşmesi ile, bakım alacaklısı sözleşmeye konu olan mamelek veya bazı mallarının mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme, bakım borçlusu da kural olarak bakım alacaklısını kendi ailesi içerisine alıp, ona özenle ölünceye kadar bakıp gözetmek yükümlülüğü altına girer. Hemen belirtmek gerekirki, bakım borçlusunun bakıp gözetmek yükümlülüğü, aksi kararlaştırılmadığı sürece bakım alacaklısını ailesi içerisine alıp, ikametini temin etme yanında, besleme giydirme hastalığında hekime götürüp, gerekli ihtimamı gösterme, manevi yönden her türlü yardım ve desteği sağlama gibi ödevleri de içerisine alır. Kuşkusuz bakım borçlusu yükümlülüklerini yerine getirirken, aldığı malların kıymetine, bakım alacaklısının önceden sahip olduğu içtimai mevkiine ve hakkaniyet kurallarına göre hareket etmek zorundadır. Öte yandan, yükümlülüklerin yerine getirilmemesinin sonuçları BK.nun 5l7.(6098 Sayılı yasanın 617. maddesi) maddesinde açıklanmış sözleşmeden doğan ödevlere aykırılık yüzünden ilişki çekilmez olmuşsa, ya da başka önemli nedenlerle ilişkinin sürdürülmesi aşırı ölçüde güçleşmiş veya olanaksız hale gelmişse taraflardan herbirinin tek yanlı olarak sözleşmeyi fesh etme, verdiği şeyi geri alma hatta karşı tarafın kusurlu olması halinde tazminat isteme hakkı tanınmıştır. O halde, yükümlülüklerini yerine getirmeyen bakım borçlusuna karşı bakım alacaklısı her zaman fesih hakkını kullanabilmekte, fesih geçmişe etkili (makable şamil) olmak üzere sözleşmeyi sona erdirdiğinden verdiği şeyi de geri isteyebilmektedir.                                                                Öte yandan, BK.nun 517/son (6098 Sayılı Yasının 617/son) maddesi hükmüne göre; Hakim mukaveleyi feshedecek yerde, iki taraftan birinin talebi ile yahut re’sen artık birlikte yaşamalarına nihayet verip buna mukabil alacaklıya kaydı hayat ile bir irat tahsis edebilir.”

Uyuşmazlığın değinilen hüküm (BK.nun 517/son maddesi) (6098 Sayılı Yasanın 617/son) uyarınca çözüme bağlanması; bakım yükümlülüğünün bir arada yaşamak suretiyle yerine getirilmesi imkanlarının ortadan kalktığı yada büyük ölçüde sınırlandığı haller için düşünülmelidir. Bunun yanı sıra, takdir edilecek irat, yanların özel ve ekonomik durumlarına uygun ve adil olmalıdır.

Somut olayda, akdi takip eden 14 yılı aşkın süre ile davalının bakım borcunu yerine getirdiği, ancak davalının bakım borçlusunun yanından ayrılarak dava dışı kızının evine gittiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamından bakım borçlusunun akitle üstlendiği yükümlülüğü yerine getirme arzusunda bulunduğu, ancak bu yükümlülüğünü davacı bakım alacaklısının tutum ve davranışlarından ötürü yerine getiremediği, davalıya atfı kabil bir kusurun bulunmadığı, keza anılan bu hususun Mahkemenin de kabulünde olduğu görülmektedir.

Hal böyle olunca, yukarıdaki ilkeler çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılarak  Borçlar kanunun 517/son (6098 Sayılı Yasanın 617/son )maddesi hükmüne göre yanların özel ve ekonomik durumları gözetilerek uygun bir irat tahsisi suretiyle uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekirken  yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.  Davacının bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü ( 6100 Sayılı HMK'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla ) 1086 Sayılı HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin  harcın  temyiz  edene  geri  verilmesine, 26.11.2012 tarihinde  oybirliğiyle karar verildi.  

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.