(Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/1170 E. , 2010/6330 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı (Alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R-
Davacı (3.kişi) vekili, Torbalı İcra Müdürlüğünün 2007/874 Esas sayılı dosyasından, borçlular... ve ... aleyhine yapılan takip sırasında haczedilen hayvanların (40 adet sağmal damızlık koyun, 2 adet damızlık koç ve 6 adet kuzu) müvekkiline ait olup, borçlular ile ilgisinin bulunmadığını ileri sürerek, mahcuz hayvanlar üzerindeki haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davacının Torbalı ilçesinde ticari taksicilik yaptığını, mahcuzlarla ilgisinin olmadığını, köy muhtarlığının resmi köy bekçisi ile teyit edilerek haciz yapıldığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Takip borçlusu ... vekili, davalı yanında davaya müdahale talebinde bulunmuş ve yapılan hacizle müvekkilinin ilgisinin bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre; tüm dosya kapsamı ile davacı tarafça ibraz edilen aşılama ve serum makbuzu karşısında, haczedilen koyunların davacıya ait olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile Torbalı İcra Müdürlüğünün 2007/874 Esas sayılı dosyasından 01.3.2007 tarihinde haczedilen canlı hayvanlar üzerindeki haczin kaldırılmasına, davacının tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davalı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Davaya konu mahcuz hayvanlar borçlulara ödeme emrinin tebliğ edildiği adresten farklı bir yerde (Torbalı-...-...Mevkiinde) görülerek 01.3.2007 tarihinde haczedilmiştir. İcra ve İflas Kanunu'nun 8.maddesi uyarınca, aksi sabit oluncaya kadar geçerli haciz tutanağı içeriğine göre, mahcuz hayvanlar köy bekçisi refakate alınarak, onun göstermesi üzerine ve bekçinin “hayvanların borçlu... ...'a ait olduğunu” beyan etmesi üzerine haczedilmiş ve haciz işlemi sırasında takip borçluları da mahale gelerek hazır bulunmuşlardır. Haciz sırasında, borçlu... hayvanların kendilerine ait olmadığını belirtmiş, ancak; davacı 3.kişinin adı belirtilerek, onun yararına bir istihkak iddiasında bulunulmamıştır.
Davacı vekili, dava dilekçesinde müvekkiline ait olan mahcuz hayvanlara üç yıldır ... (takip borçluları... ile...'nın babası) isimli kişinin bakıcılık yaptığını ve hayvanların bu kişinin yerinde haczedildiğini iddia etmiştir. Mahkemece yargılama sırasında dinlenen davacı tanıkları da beyanlarında, davacı 3.kişinin kendisine ait koyun sürüsünü bakması için borçluların babası olan ....,'e teslim ettiğini, aralarında yazılı sözleşme olup olmadığını bilmediklerini, mahcuz koyunların davacıya ait olduğunu belirtmişler, davalı tanığı da farklı yönde beyanlarda bulunmuştur. Haciz tutanağı içeriğine göre, haciz sırasında mahcuz hayvanların takip borçlusuna ait olduğunu beyan ettiği belirtilen köy bekçisinin (... isimli) tarafların tanık olarak dinletmek istemedikleri gerekçesiyle, mahkemece dinlenmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece, borcun doğumundan sonraki, ancak; takip tarihinden önceki yakın tarihi içeren ve temini her zaman mümkün olan 23.1.2007 tarihli “Aşılama ve Serumlama Makbuzu” ile davacı tanık beyanları yeterli görülerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir. O halde; mahkemece, öncelikle takip borçluları ile babaları olan Mehmet ...'ın aynı adreste birlikte ikamet edip etmediklerinin zabıta marifetiyle ve muhtarlık kayıtlarından araştırılması, haciz sırasında hazır bulunan köy bekçisinin tespit edilerek tanık sıfatıyla dinlenmesi, mahcuzları takip borçluları ile davacı 3.kişinin birlikte ellerinde bulundurup bulundurmadıklarının belirlenmesi ve buna göre; İcra ve İflas Kanunu'nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin kimin lehine olduğunun saptanması, mülkiyet karinesinin aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin, inandırıcı ve güçlü nitelikte bulunan her türlü delille ispat edilmesinin olanaklı bulunduğu da gözetilerek, varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı (Alacaklı)'ya geri verilmesine 5.7.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.