Esas No
E. 2012/1618
Karar No
K. 2012/4161
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

1. Hukuk Dairesi         2012/1618 E.  ,  2012/4161 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : YALOVA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 04/07/2011

NUMARASI : 2006/232-2011/252

Taraflar arasında görülen davada;

Davacı, ortak miras bırakan babası S.F.ın 168 ada 11,186 ada 199 ve 200, 176 ada 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazlarını kendisinden mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak davalı oğluna ölünceye kadar bakım akdiyle devrettiğini ileri sürerek, payı oranında iptal ve tescil olmazsa tenkis istemiş, yargılama sırasında ölümü ile mirasçıları davaya dahil edilmişlerdir. Davalı, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, muvazaa iddiasının ispatlanamadığı, tenkis isteğinin de zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Karar, dahili davacı vekili ve tereke temsilcisi tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal-tescil olmazsa tenkis isteklerine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden toplanan delillerden; çekişme konusu taşınmazlar ile dava dışı taşınmazların Yalova......Noterliğinin 07.01.1999 tarihli ölünceye kadar bakım sözleşmesi ile miras bırakan S. F.tarafından davalıya temlik edildiği ve davaya konu taşınmazların davalı adına tescil edildikleri anlaşılmaktadır. Davacılar, miras bırakanın ölünceye kadar bakım akdiyle yapmış olduğu temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır.

Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.

Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.

Somut olaya gelince, miras bırakanın tüm mal varlığına yakın bölümünü teşkil edecek nitelikteki eldeki davaya konu 5 adet taşınmazını davalıya ölünceye kadar bakım akdiyle temlik ettiği ve bu taşınmazların tapuda davalı adına tescil edildiği kayden sabittir. Ayrıca muris S.dava dışı başkaca parsellerinin de aynı akitle davalıya temlik edildiği ancak bir taşınmazın davalı adına tescil edildikten sonra 3. kişiye satıldığı, bazı taşınmazların da tapu kütüğünün beyanlar hanesinde “orman sınırları içerisinde kaldığı bildirilmiştir” yönünde şerh bulunduğu ve bu taşınmazların halen miras bırakan adına kayıtlı oldukları görülmekte, keza aynı akitle murisin eşi R.'nın da maliki olduğu dava dışı bir taşınmazdaki payını davalıya temlik ettiği anlaşılmaktadır. Somut bu olgu, yukarıda değinilen ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde miras bırakan S...'in taşınmazları temlikteki gerçek iradesinin bakım sözleşmesi yapmak değil, mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı olduğu sonucuna varılmaktadır. Hal böyle olunca açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi yönünde hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 09.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.    

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk K6100 md.3 K1086 md.428
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog