(Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/3196 E. , 2010/7747 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, aracın meydana gelen kazada ağır hasar gördüğünü, hasar bedelinin sigortalıya ödenmediğini belirterek, 58.000 TL. araç bedelinin kaza tarihinden işleyecek faizi davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, kaza tespit tutanağında sürücünün kimliğinin tespit edilemediğini, sigortalının doğru ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini sürücünün alkollü olup olmadığı, sürücü belgesi bulunup bulunmadığının anlaşılamadığını hasarın kasko sigorta teminatı kapsamında olmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; kaza sırasında sürücünün tespit edilemediğini araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunu, hasarın kasko sigorta teminatı dışında kaldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir TTK.nun 1282.nci maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı yasanın 1281 nci maddesine göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın da sigortacı tarafından kanıtlanması gerekir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.Ancak sigortalı Kasko Poliçesi Genel Şartlarının B.1.5 maddesi ve TTK. 1292/3. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan rizikonun teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçer. Dava konusu kazadan sonra düzenlenen kaza tespit tutanağında sürücünün belirlenmediği belirtilmiş, davacı taraf sürücünün ... olduğunu iddia etmiş ancak sigorta şirketi sürücünün ... olmadığını, sürücü değişikliği yapıldığını savunmuştur.
Kazadan sonra jandarma tarafından tutulan tutanakta sürücünün ... olduğu belirtilmiş,davacı tanığı aracın sürücünün ... olduğunu beyan etmiştir.... ise beyanında polis gelmeden ambulansla hastaneye gittiğini belirtmiş, tutanak mümzi polisler ise ambulans ile birlikte geldiklerini araçta yolcu olarak bulunan ...’i araçtan çıkardıklarını, davacı tanıkları ise ...’ı ...’i çıkarmaya çalışırken gördüklerini ,ancak çıkaramadığını belirtmişlerdir. Davalı ... kaza sırasında sürücü değişikliği yapıldığını, somut delillerle ispat etmelidir. Dosya içeriğine göre sigorta şirketi tarafından sürücünün ... olmadığı somut delillerle ispat olunmadığı gibi, sürücünün kim olduğu ve hasarın hangi nedenlerle teminat dışı olduğu da ispat edilmiş değildir. Ayrıca ispat yükünün davacıya geçmesi için rizikonun gerçekleşme şeklinin davacı tarafından kasten ve iyiniyet kurallarına aykırı şekilde bildirildiği sabit olmamıştır Açıklanan nedenle davalı ... tarafından sürücünün Sabri olmadığı, hasarın kasko sigorta teminatı kapsamında olmadığı soyut değil somut delillerle kanıtlanmadığı halde davalının kasko sigorta poliçesi, kapsamında tazminattan sorumlu tutulması gerekirken sürücünün %100 kusurlu olması nedeniyle davanın reddi doğru görülmemiştir. SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 5.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.