(Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/4299 E. , 2010/8057 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :... Asliye 2. Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi. Gereği düşünüldü: -K A R A R-
Davacı vekili, davalının müvekkiline ait aracı kullandığı sırada kaza yaptığını, aracın hasarlandığını, perte ayrıldığını ve sonuçta 16.800,00 TL zarar oluştuğunu ileri sürerek, anılan meblağın yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacının eşi ve oğluna ait Çelik Organizasyon unvanlı işyerinde çalıştığını, davacının oğlunun talimatıyla aracı kullandığı sırada kaza yapıldığını, bu nedenle karşı kusurun bulunduğunu savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının ... için değil içki almak için davacının oğlundan aracı alıp kullandığı sırada kazanın meydana geldiği dikkate alınarak, davanın kısmen kabulüne, 14.118,00 TL'nin yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Dava, trafik kazasına dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir. Davalı araç sürücüsü, davacının eşi ve oğlunun faaliyet gösterdiği işyerinde çalıştığı iddia edilse de; kazanın mesai saatlerinden sonra meydana geldiği mahkemenin kabulündedir. Ancak, tanık anlatımlarına göre, kazadan önce davalı ve davacının oğlunun arkadaşlarıyla birlikte alkol aldıkları, aracı yedinde bulunduran davacının oğlu davalının, alkollü olduğunu bildiği halde, aracın kullanmasına sessiz kalmak suretiyle muvafakat ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece, BK'nın 43. maddesi kapsamında, zarardan indirim yapılması gerekip gerekmediği hususunun karar yerinde tartışılması gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.